Genel

Annan planının başarısı terör gruplarına silah desteğinin kesilmesine bağlı

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşşar Caferi, BM Suriye Özel Temsilcisi Kofi Annan planının başarısının plana karşı uluslar arası düzeyde bağlılık, dürüst ve şerefli bir siyasi irade sergilenmesi, bazı ülke ve tarafların terör gruplarına silah ve para desteğini kesmesine bağlı olduğunu söyledi.

Güvenlik Konseyinin dün Suriye krizindeki gelişmeleri tartışmak amacıyla düzenlediği kapalı oturumun ardından basın toplantısı düzenleyen Caferi, Annan’ın Şam’da gerçekleştirdiği görüşmelerin olumlu ve yapıcı bir atmosferde geçtiğini, Suriye tarafının plana bağlılığını vurguladığını belirtti.

BM Daimi Temsilcisi Caferi, görüşmede şiddetin azaltılması ve Suriye’nin dört bir yanında güvenliğin sağlanması yönünde bir dizi mekanizma üzerinde anlaşmaya varıldığına işaret etti.

BM Suriye Özel Temsilcisi Annan’ın verdiği brifingin ve BM Genel Sekreterinin raporunun en azından durumların siyasi açıdan tırmandırılması,7. bende ve gözlemcilerin görevlerinin sona erdirilmesine işaret etmediğine dikkat çeken Caferi, “ikisi de Annan planının bütünüyle uygulanarak Suriye halkı ve hükümetine yardım edilmesinde ısrarlı” diye konuştu.

Plana Sadece Suriye Hümetinin Bağlı Kalması Başarısını Sağlayamaz

Caferi, Suriye’deki taraflar üzerinde ağırlığı olanların Annan ve Suriye hükümetine planın uygulanmasında yardımcı olmaları amacıyla nüfuzlarını kullanmaları gerektiğini söyleyerek terör gruplarına yapılan silah ve para desteği kesilmeden sadece Suriye hükümetinin plana bağlı kalmasyla planın başarıya ulaşmasının zor olduğunun altını çizdi.

Annan’ın Güvenlik Konseyine sunduğu brifingin dengeli, sorumlu ve üstlendiği görev düzeyinde olduğunu belirterek bununla birlikte konseyde yapılan görüşmelerin sorumlu olduğunu, Annan planının uygulanmasının önünde engeller ve zorluklar yaratmak yerine nasıl başarılı olabileceği üzerinde yoğunlaştığını ifade etti.

“7. bend uyarınca bir karar alma düşüncesine atlayıp yaptırımlara işaret edenler Annan planının gerçek destekleyicileri değiller ve Annan’a görevinde başarılı olması için yardımcı olacaklarını sanmıyoruz” diyen Caferi, Suriye’nin planın başarısına önem verdiğini vurguladı.

BM Temsilcisi, Suriye hükümetinin bazı ülkelerin planı başasızlığa uğratma ve çizgisinden saptırmaya çalıştığı konusunda sürekli uyarılar yaptığına dikkat çekerek bu durumun oluşturduğu tehlikelere işaret etti.

Caferi, BM Genel Sekreterinin raporunda gözlemciler heyeti oluşturulmasının Suriye tarafından desteklendiği ve Suriye çalışma grubu üyelerinin Annan’a ve kendilerine Suriye krizinin daha fazla militarize edilmesini önlemek amacıyla kriz taraflarına eşit baskı uygulama taahüdünde bulunduklarına değindiğini kaydetti.

“Durum daha çok zorlaştı. Çünkü bir kısmı üçüncü bir tarafın varlığını gösteren bir dizi terör patlaması gerçekleştirildi” diyen Caferi, Suriye’nin başından itibaren silahlı terör gruplarının bulunduğu konusunda uyardığını, bazı güvenlik konseyi üyeleri ve başka tarafların bunu inkar ettiğini dile getirdi.

Caferi, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un bizzat Suriye’de savaşan üçüncü bir tarafın varlığını itiraf ettiğine dikkat çekerek Washington, Londra ve başka ülkelerin de bunu itiraf ettiğini, İsviçre’nin ise Birleşik Arap Emirliklerine ihraç ettiği bombaların Suriye’de kullanıldığını kabul ettiğini söyledi.

Silahlı Grupların Silahlandırılması ve Finanse Edilmesi Durdurulmalı

Silahlı gruplar üzerinde ağırlığı olanların bu gruplara verdiği silah ve para desteğini kesmesi grektiği üzerinde duran Caferi, bu tarafların aynı zamanda Suriye hükümetinin yönetiminde Suriyeliler arasında kapsamlı diyalogun başlatılması düşüncesini desteklemeleri gerektiğinin altını çizdi.

Caferi, konseyin gözlemciler heyetinin Suriye’deki görevini uzatan bir karar çıkarması gerektiğini ve bunun yapılması gereken bir prosedür olduğunu bildirerek fakat bazı batılı ülkelerin prensip olarak prosedürel yapı taşıyan konuları politize etmeye çalıştığını ifade etti.

Rusya’nın güvenlik konseyine sunduğu karar tasarısının objektif olduğunu ve meseleyi prosedürel açıdan ele aldığını söyleyen Caferi, aynı zamanda gözlemciler heyetinin görevinin uzatılmasını bu ülkelerin dar çıkarları ışığında değil BM Genel Sekreterinin raporu ve Annan’ın tutumları ışığında ele aldığının altını çizdi.

BM Daimi Temsilcisi Caferi, heyetler arasında anlaşmazlıklar bulunmasının her tartışma ve görüşmede olabilecek doğal bir durum olduğuna işaret ederek “önemli olan sürecin dürüstlüğünü korumak ve yönünden saptırmak yerine Annan’a planının uygulaması yönünde yardımcı olmaktır” diye konuştu.

Caferi , güvenlik konseyine Suriye’deki varlığı belgelerle kanıtlanan silahlı terör grupları ve Arap uyruklu teröristler konusunu terörle mücadele kapsamında kökünden ve üyelerinin yüksek sorumluluk duygularıyla çözme çağrısında bulundu.

Suriye Dışından Unsurların Kontrolünde Olan Bir Terör Boyutu Mevcut

Caferi, “Suriye krizi bir yönüyle iç meseledir. BM kararları çözümün Suriyeliler arasında ve Suriye hükümetinin yönetiminde olmasında ısrarlı. Bu konu başından Suriye boyutuyla ele alınsaydı kriz çoktan çözüme ulaştırılırdı” diye belirtti.

Batılı ülkelerin Suriye’de Kaide örgütünden unsurların bulunduğunu kabul ettiğini, dolayısıyla krizin Suriye dışından unsurların kontrolü altında bulunan, Suriye halkı ve hükümetinin ilgisi bulunmayan bir terör boyutu taşıdığını sözlerine ekledi.

BM Daimi Temsilcisi, Suriye halkının çoğunluğunun yolsuzluğa karşı olduğunu bildirerek “eğer sorun yolsuzlukla mücadele ise sorgulanması ve hesap sorulması gereken küçük bir kesim dışında tüm Suriyeliler yolsuzluğa karşıdır. Siyasi muhalefet ülkeyi toplu intihara sürüklemek ve bağımsızlıktan bu yana elde edilen kazanımları yıkmak değildir” diye belirtti.

Muhalefetin sorumlu ve vatansever olması gerektiğine vurgu yapan Caferi, Suriye’nin geleceğini kurmak amacıyla muhalefetin varlığının gerekli ve meşru olduğunu, fakat bu muhalefetin dürüst, dış müdahaleyi reddeden ve kan döküp alt yapı ve kurumlarının yıkılmasına yol açan bir muhalefet olmaması gerektiğinin altını çizdi.

Caferi, Suriyelilerin tümünün Suriye’nin barışçıl reformlar temelinde yeniden yapılandırılmasından sorumlu olduklarını belirterek fakat bunu gerçekleştirmek amacıyla terörist sıfatıyla değil politikacı sıfatıyla hareket etmek gerektiğini vurguladı.

Yönetim Sorunu Suriye Halkının Karar Vereceği İç Meseledir

Caferi, yönetim sorununun Suriye halkının karar vereceği bir iç mesele olduğuna dikkat çekerek Suriye halkının geleceğini ve kaderini tek başına belirlemesi gerektiğini ve bu durumun uluslar arası örgüte üye olan her ülke için geçerli olduğunu ifade etti.

Başkalarının iç işlerine müdahale etmenin BM misakına aykıra olduğuna da işaret etti.

Caferi, BM Gözlemciler Heyeti Başkanı Robert Mood’un görevini nispeten olumlu olarak nitelendirerek “Mood profesyoneldir. Görevini uygun ve doğru şekilde yerine getirdiği gibi Suriye’de ve Suriye dışında pek çok insanın güvenini kazandı. İşini yapma şekli konusuna itirazımız yok. Kendisini daha fazla övmek istemiyorum.

Çünkü bunun sonucunda kendini gözlemciler başkanlığının dışında bulabilir” diye belirtti.

Mood’un çalışmalarını öven Alman Büyükelçisinin demeçleri konusunda ise Caferi, Almanya’nın şiddetin durdurulması veya azaltılması ve güvenliğin tam olarak sağlanmasını hedefleyen çabalara olumlu katkıda bulunmasını temenni ettiğini dile getirdi.

Caferi, Almanya’nın bölgeye karşı çelişkili yaklaşımlar sergilediğini söyleyerek İsrail’e nükleer silah taşıyabilen 6 denizaltı verip durumun tırmandırılmasını teşvik ederek Suriye’ye barışçı çözüme ulaşma konusunda yardımcı olamayacağının altını çizdi.

Caferi, sorumluluğun bölünemeyeceğini yada seçiciliğe dayanmaması gerektiğini belirterek “ ya sorumlu ya da sorumsuz olacaksın” dedi.

Pankin: Rus Karar Tasarısı Annan Planı ve Cenevre Biildirisini İçeriyor

Diğer yandan Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Yardımcısı Alexander Pankin, güvenlik konseyine gözlemciler heyetinin görevini uzatma konusunda sunulan Rus karar tasarınının Annan planını ve Cenevre bildirisini uygulama yönünde harcanan çabaların desteklenmesini içerdiğini söyleyerek tasarıda 7. bend uyarınca icraatlar alınması ya da yaptırımlar uygulanmasından söz edilemdiğini kaydetti.

Pankin Suriye’deki gelişmelerin tartışıldığı güvenlik konseyi oturumunun ardından düzenlediği basın toplantısında, Annan planı ve Cenevre bildirisinin uygalanmasının Suriye’deki tüm taraflara ve dış aktörlere baskı uygulanmasını gerektirdiğini söyledi.

Güvenlik Konseyinin Annan’a nasıl yardımcı olunabileceği konusunda uzlaşmaşya varması gerektiğini bildiren Pankin, bunun 7. bend ışığında yapılmasının etkili bir yol olamayacağını belirtti.

Rusya Daimi Temsilcisi Yardımcısı, tüm tarafların siyasi iaredeye sahip olmaması yada sürece inanmaması durumunda Suriye hükümetine karşı alınan tek taraflı icraatların faydasız olacağını dile getirdi.

Pankin, Rusya’nın Suriyeli muhalif gruplarla toplantılar düzenlediğini ve toplantı sırasında farklı görüşlerin ortaya çıktığını bildirerek pek çok muhalifin siyasi diyaloga hazır olmadıkları ve çatışmayı sürdüreceklerini belirttiklerini, bunun da teşvik edici olmadığını ifade etti.

Suriye’de insanları katledenlerin uygar siyasi muhalefetle bağlantısı olmaması gerektiğine dikkat çeken Pankin, bunun ayrı bir konu olarak ele alınması gerektiğini söyledi.

Ulusal diyalog ve siyasi sürecin başlatılmasının çatışmayı durdurmayacağını ifade eden Pankin, “çünkü savaşanlar müzakerecileri dinlememektedir. Dolayısıyla bunlarla mücadele etmek gerekiyor” dedi.

Pankin, Suriye’ye silah gönderenlerin devlet, terör örgütü ya da kişisel davaları için savaşan ve kendini herhangi bir siyasi grubun parçası olarak görmeyen militanlar gibi taraflar olduklarına işaret ederek bu durumu ele alınması gereken bir mozaik parçasına benzetti.

Krizle ilgili taraflar, Ortadoğu ve dışından büyük sayılarda gelen militanlara mali ve beşeri destek sağlayanlar dahil tüm taraflara sürekli baskı uygulamanın Cenevre anlaşmasının hayata geçirilmesinin tek yolu olduğunu ifade etti.

Suriye’ye Rus gemileri gönderildiği konusunda ise Pankin, “yakıt ikmali için kullanılan Tartus limanına gemi gönderilmesinin askeri bir boyutuyok veya güç gösterisi yapma amacı taşımıyor. Bununla birlikte Rusya Suriye’ye sözleşmeler uyarınca savunma silahları gönderiyor” diye konuştu.

Pankin, konseyde muhalefetin silahlandırılması boyutuna değinildiğini belirterek bölgeye akıtılan silah hacmi arttıkça krizin şiddetleneceğine dikkat çekti.

Rusya Suriye’ye Yaptırım Uygulama Karar Tasarısını Desdeklemeyecek

Bu arada Pankin, Suriye’ye yaptırım uygulama tehdidi taşıyan güvenlik konseyi karar tasarısını onaylamayacağını söyledi.

Rusya Bugün televizyonu Pankin’in dün New York’ta Rus gazetecilere verdiği demece dayanarak, sonuç vemeyeceği için yaptırımları desteklemediklerini, Çin’in de Suriye’ye yaptırım uygulanmasını reddettiğini söyledi.

Batılı ülkelerin Suriyeli muhaliflere de yaptırım uygulama ihtimalini uzak tutmadığına değinen Pankin, “hiç kimseye bağlı olmayan muhalif gruplara yaptırım uygulanması zor. Bu nasıl gerçekleştirilecek?” dedi.

Pankin, BM Suriye Özel Temsilcisi Annan’ın önümüzdeki hafta Rus yetkililerle görüşmek üzere Moskova’yı ziyaret edeceğini bildirdi.

Annan: Suriye’deki Görüşmeler Şiddet Bölgelerinde Önlem Alınmasına Odaklandı

BM Suriye Özel Temsilcisi Annan ise, güvenlik konseyinin dün düzenlenen kapalı oturumunda Suriye krizini ve ileride alınacak icraatları tartıştığını söyledi.

Konseyin bölgeye düzenlediği son ziyaretin ve Cenevre’de toplanan grubun çalışmalarının sonuçlarını incelediğini bildirdi.

Annan güvenlik konseyine sunduğu birifingin ardından düzenlediği basın toplantısında, Suriye’de yaptığı görüşmelerde Annan planının uygulanması, şiddetin yoğun olduğu bölgelerde gerekli icraatların alınması ve bu bölgelerde ateşkesin sağlanması yönünde düzenlemelerin yapılmasının tartışıldığını ifade etti.

Suriye çalışma grubu üyelerinin, güvenlik konseyi kararlarını uygulama yönünde kriz taraflarına sürekli baskı uygulama taahhüdünde bulunduklarını bildirerek İran ve Irak hükümetlerinin Annan planını desteklediklerini dile getirdiklerine işaret etti.

BM gözlemciler heyetinin geleceği konusunda ise, bu konunun güvenlik konseyinin gündeminde olduğunu, bu konuya ilişkin Rus karar tasarısının da masada bulunduğunu, İngiltere Büyükelçisinin de üç daimi üyenin başka bir tasarı sunacaklarını bildirdiğini söyledii.

Annan, şu ana kadar şiddetin durdurulması konusunda bir başarı kaydedilmediğine dikkat çekerek bunu tüm hükümetlere bildirdiğini ve planın desteklenip taraflara baskı uygulanması yönünde çalışmaların sürdürülmesini talep ettiğine işaret etti.

BM Özel Temsilcisi, güvenlik konseyinin tek sesli olmasının bölünmesinden daha faydalı olacağını vurgulayarak bölge ülkelerinin ortak çıkarlardan söz ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad’la muhaliflerle görüşecek bir müzakereci tayin edilmesi konusunu görüştüğünü belirten Annan, Cumhurbaşkanı el-Esad’ın bir isim önerdiğini, kendisinin ise bu isim hakkında daha falza bilgi edinmek istediğini bildirdiğini kaydetti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı