GenelSuriye Düşmanları

Ariel Şaron Kimdir?

Ariel Şaron, takvimler 14 Ekim 1953’ü gösterdiğinde tarihteki ilk büyük katliamlarından birisine imza atmıştı

Korsan İsrail’de bugün öldüğü bildirilen Ariel Şaron, tarihin kaydettiği sayılı katil liderlerden birisi olarak tanınıyor.

Siyasî kariyerini döktüğü masum Müslüman Filistinler’in kanına borçlu olan Şaron, daha 25 yaşındayken yaptığı Kibya katliamıyla adını duyurmuştu.

Şaron, 1953 yılında Filistin’in Kibya köyünü basarak çok sayıda Filistinli’yi katletmişti. Sabra ve Şatilla kamplarında işlediği katliamlarından ötürü Kasap lakabıyla meşhur Ariel Şaron, takvimler 14 Ekim 1953’ü gösterdiğinde tarihteki ilk büyük katliamlarından birisine imza atmıştı.

12 Ekim tarihinde, iki İsrailli’yi öldürdükleri ve Kibya köyüne doğru kaçtıkları iddia edilen kişileri takip etmek üzere Şaron, askerlerini topladı. 600 kg patlayıcı madde ile yola çıkan Şaron “Bedeli ne olursa olsun, geri adım atmayacağız” sözüyle katil ruhunun hangi boyutta acımasız olduğunu ortaya koydu. Köye yaklaşan İsrail askerleri, önce köyün girişinde bulunan iki Ürdün askerini öldürdüler.

Gece karanlığında köye giriş yapan İsrail askerleri birer birer evlere baskın yaptılar. Her eve girdiklerinde “Kimse var mı?” sorusunu sordular. Filistinliler, cevap verdiklerinde acımasızca katledileceklerini bildikleri için karşılık vermediler. Evlerden ayrılan İsrail askerleri, bütün evleri dinamitlerle donattılar. Köyden ayrılırken de köyü yoğun bir bombardımana tuttular. Sabahın ilk ışıkları ile birlikte köydeki katliamın boyutları da gün yüzüne çıkmaya başladı. O günlerde henüz 25 yaşında olan Şaron ve İsrail ordusuna bağlı liderliğini yaptığı “101″ timiyle Kibya köyün’deki evleri yerle bir etmişti. 101 timi yaklaşık olarak 600 askerden oluşmaktaydı.

Kibya’da yıkılan evlerin sayısı 56 olarak tespit edildi. Aynı saldırıda ayrıca bir mescid, iki okul ve bir su deposu da yerle bir edildi. Filistinliler ise bombardımanın etkisiyle yıkılan evlerinin altında kaldılar. Katliam sırasında ölen Filistinlilerin sayısı 73, yaralıların sayısının ise yaklaşık olarak 100 olduğu belirtildi. Bazı Filistinlilerin de tutuklandığı saldırıda Kibya köyüne ulaşan yollara yerleştirdikleri bombalar ile Kibya’ya yardımın ulaşmasını engellediler. Uluslararası Güvenlik Meclisi, 101 sayılı kararı çıkartarak, katliamı sadece kınamakla yetindi. Suçluların adalete sevkedilmesi isteği hayata geçirilemedi.

16 Eylül 1982 tarihinde İsrail yanlısı aşırı sağcı Hristiyan Falanjist milislerin Batı Beyrut’ta Sabra ve Şatilla adındaki Filistin mülteci kamplarını basarak çocuklar dahil binlerce (700 ile 3500 arasındadır) kişiyi katletmesi olayında da Ariel Şaron başroldeydi. Şaron’un emrindeki İsrail ordusunun açtığı yoldan ilerleyen Hıristiyan Falanjist milisler, Sabra-Şatila’da bulunan, ezici çoğunluğu çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan kamp sakinlerine saldırdılar. Kampta bulunan Filistinli mültecilerle Lübnanlı yoksullar silahsız ve savunmasız durumdaydılar. Falanjistlerin yanısıra İsrail ajanı Said Haddad da saldırganlar arasındaydı. Şaron, katliamlardaki rolü dolayısıyla Beyrut kasabı diye anılmaya başladı.

Lübnan’da Sabra ve Şatilla’daki Filistin mülteci kamplarda ailelerinin katledilmesine tanık olan çocuklar, 26 yıl sonra bile katliamın izlerini hafızalarından silebilmiş değil. Üç günde yaklaşık 3 bin 500 kişinin katledilmesinin izleri sokaklardan silinmiş, ama kurtulanlar 16 Eylül 1982 gecesini en ince ayrıntısına dek hatırlıyor.

O zaman altı yaşında olan Naval Ebu Rudeyna, yaşananları şöyle anlatıyor: “İsrailliler havayı aydınlatan fişekler attı. Ortalık gündüz gibi aydınlıktı. Bir Lübnanlı kadın Hıristiyan milislerin hepimizi öldürmeye geldiğini haber verdi. Babam ona ’Sus çocukları korkutuyorsun’ dedi, ama o ısrar etti. Çığlıklar ve ’Siz teröristsiniz, sizi yok edeceğiz’ diyen sesler duyduk.” Aralarında babası, karnı deşilerek bebeği çıkarılan hamile ablasının bulunduğu 16 akrabası öldürülen Rudeyna, “Uyuşturucu almışlardı, yerde şırıngalar vardı. Her adım attığımızda cesetlerin üzerine basıyor veya bir komşu ya da bir akraba görüyorduk” dedi. Kurbanlar, bugün tavukların gezindiği toplu mezarlarda yatıyor. O zaman yedi yaşında olan Mahmud Saka, “Rastgele insanları öldürdüler, bebek yaştaki çocukları bile. Erkekleri bir duvarın önüne sıralayıp kurşuna diziyorlardı. Milisler bizi çukurların yanına getirip kadın, erkek ve çocukları ayırdılar. Bizi bıraktılar, çığlıklar duyduk, sonra hiç… Babam ve amcamı hiç bulamadık” dedi.

Filistinli Müslümanlar tarafından El-Aksa-İntifada olarak adlandırılan İkinci İntifada, Ariel Şaron’un provokatif bir hareketle Mescid-i Aksa’ya girmesiyle ortaya çıkmıştı. Bu tecavüz üzerine Filistinli guruplar tarafından, 2000 yılının eylül ayında İkinci İntifada başlamıştı. Kısa zamanda Filistin Otonom bölgesinin sınırlarını aşarak İsrail´e yayılan İkinci İntifada, Şubat 2005´te, Mısır´ın Şarm el Şeyh kentinde, Mahmud Abbas ve Ariel Şaron arasındaki ateşkes anlaşması ile “resmi olarak” sona ermiş ancak pek çok Filistinli grup bu anlaşmayı tanımayarak intifadayı sürdürmüştü. Kasap Şaron’un tahrikiyle başlayan olaylar son 8 yılda binlerce Filistinli’nin katledilmesine yol açtı.

Üçüncü bir yardım paketinin gerekli olup olmadığının bu yılın ortasında belli olacağını ifade eden Schaeuble, Yunanistan’ın krizi aşmak için, birçoklarının beklemediği önemli adımlar attığını söyledi.

Yunanistan için hazırlanan ikinci yardım programı bu yılın ortasında sona eriyor. Ancak şimdiden bu yılın ikinci yarısında 11 milyar Avroluk yeni bir mali boşluğun oluşacağı bildirildi ve Yunan Maliye Bakanı Giannis Stournaras da bunu doğruladı. Bu yılın başından itibaren AB Konsey Başkanlığı görevine de başlayan Yunanistan’ın önündeki yeni mali krizi nasıl aşacağı henüz bilinmiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı