Genel

Bazı ülkelerin teröristlere silah desteği verdiği ve barındırdığını herkes biliyor

Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı dün Uluslar arası Güvenlik Konseyi Başkanı ve BM Genel Sekreterine bazı ülkelerin Suriye’deki durumun, insani koşullardan duydukları endişe ve insan hakları ihlallerini durdurma çabası iddiasıyla uluslar arası cinayet mahkemesine havale edilmesine ilişkin ortak bir mektup sunmalarına yanıt olarak iki eş mektup gönderdi.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı mektubunda, Suriye hükümetinin söz konusu ülkelerin insani koşullara ve silahlı terör gruplarının insan hakları ihlallerine ilişkin endişesini paylaştığını belirterek bu ihlallerin Suriye ve Suriyelilerin krizden önce sahip olduğu güven, istikrar, din ve inanç özgürlüğünü büyük oranda değiştirdiğine dikkat çekti.

Bakanlık, Suriye hükümetinin bu ülkelerin devletin halkını dışarıdan dayatılan teröre karşı koruma görevini itiraf etmeyi reddeden yanlış bir yaklaşım sergilemesinden esef duyduğunu söyleyerek ortak mektuba imza atan belirli bazı ülkelerin silahlı terör gruplarını finanse ettiği, silah desteği verdiği ve barındırdığının herkes tarafından bilindiğine dikkat çekti.

Siyasi ve basın propaganda ve kampanyalarıyla bu desteğin örtülmeye, terör gruplarının suçlarının gizlenmeye, Suriye devletinin kötülenmeye ve bu suçlarla itham edilmeye çalışıldığına işaret etti.

Bakanlık, uluslar arası insani kanunlardaki temel sözleşmelere bağlılığı, tarafsızlığı ve objektifliği ile bilinen İsviçre’nin BM üyesi bir ülkeye yönelik bu zalim ve çarpık hamleye öncülük etmesi ve terör gruplarının uygulamalarını savunmasının esef verici olduğunu kaydetti.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, daha önce Güvenlik Konseyi Başkanı ve BM Genel Sekreterine gönderilen mektuplarda da yer alan soruşturmaya ilişkin ulusal mekanizma ve çabalara değinerek asker ve siviller tarafından yapılan tüm ihlallerle ilgili şikâyetleri araştıran objektif, bağımsız ve adil bir soruşturma komisyonu oluşturulduğunu bildirdi.

Bakanlık, komisyonun çalışmalarının büyük çoğunluğunu yetkili mahkemelere havale ettiğini, bazı şikâyetlerin ise hala soruşturulduğunu ifade ederek görevleriyle çelişen eylemlere karışan şahıslar hakkında dava açılarak mahkemeye sevk edildiklerini dile getirdi.

Mektupları imzalayan ülkelerin Suriye krizi ve insan hakları kanunları konusunda riyakâr ve çifte standartlılıkla hareket ettiklerini bir kez daha kanıtladıklarını söyledi.

Bakanlık, “ söz konusu ülkeler Suriye halkı, uluslar arası insani kanun ve insan hakları ilkeleri konusunda endişelerini dile getirirken silahlı terör gruplarının aldığı siyasi, medya, askeri ve lojistik desteği göz ardı etmektedir. Oysa mektubu imzalayan bu ülkelerin bir kısmı terör gruplarına silah ve para temin ettiği gibi bir kısmı da ulusal diyalogu ve Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad’ın önerdiği siyasi plan uyarınca barışçıl çözüme ulaşılmasını baltalamaktadır” dedi.

Mektubu imzalayanların iyi niyetle ve samimi şekilde hareket etmediklerini, gerçek niyetleri Suriye halkının acılarını sonlandırmak ve insan hakları ihlallerine sınır koymak olsaydı ateşe benzin döküp kışkırtıcı ve gerginliği tırmandırıcı girişimlerde bulunmayacaklarını ekledi.

Suriye halkına ve insan haklarına özen gösterenlerin izlemesi gereken adımlara değinen bakanlık, öncelikle teröristleri finanse eden, barındıran, eğiten ve ardından Suriyelilere karşı terör eylemleri gerçekleştirmeleri için Suriye’ye gönderen ülkelere baskı uygulaması gerektiğini söyledi.

Bunların ortak yaşamın eşsiz örneği olan Suriye toplumsal dokusunu bozmaya, alt yapıyı ve ulusal ekonomiyi sistematik şekilde yıkmaya çalıştıklarını, ilaç, gıda ve yakıt gibi temel ihtiyaçları çalarak vatandaşları bu maddelerden mahrum ettiklerini ve savaş tüccarları gibi sattıklarını ekledi.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, “Suriyelilerin kaçırılması, öldürülmesi ve işkenceye maruz bırakılması, mülklerinin çalınması ve yağmalanmasına gerekçeler bulan ve bu uygulamaların cihat olduğuna inandıran fetvaları yayınlayanlar cezalandırılmalı” diye belirtti.

Suriye’ye dayatılan ve halkını toplu cezalandıran tek taraflı yasa dışı ahlaksız yaptırımların kaldırılması gerektiğine işaret eden bakanlık, bu yaptırımların insani durumun kötüleşmesi, Suriyelilerin haklarının ihlal edilmesi ve temel ihtiyaçlarından mahrum edilmesinde doğrudan rol oynadığına, BM’nin yardım çabalarını da olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

Bakanlık, bu yaptırımların insan hakları kanunu ve BM’nin ilgili kararlarına açık ihlal teşkil ettiğini vurguladı. Silahlı terör gruplarına bir kısmı ortak mektubu imzalayan ülkelerde üretilen silah akışının durdurulması gerektiğine işaret eden bakanlık, bazı ülkelerin de vatandaşları öldürüp korkutmaları için Suriye’ye silahlı militanlar gönderdiğinin altını çizdi.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, “verilen silah desteği, sunulan medya ve siyasi örtü olmasaydı silahlı terör grupları ve tekfirci militanlar ellerindeki katliam araçlarıyla katliam yapıp bunların görüntüsünü çekerek internette yayınlama ve yaptıklarıyla övünmeye cesaret edemezlerdi” dedi.

Bakanlık, mektubu imzalayanların çabaladıkları yolu izlemenin insani acıları ortadan kaldırmayacağını, silahlı terör gruplarının insan hakları ve hukukunu çiğnemesini engelleyemeyeceğini belirterek aksine bu grupların bu girişimi kendisine ve uygulamalarına verilen bir destek olarak kabul edeceğini, aynı zamanda katliam ve yıkım eylemlerine meşruluk kazandıracağını beyan etti.

Bakanlık, mektubu imzalayan ülkelerin krizi ulusal diyaloga dayalı, Suriyelilere istikrar ve güvenliği yeniden sağlayan ve beklentilerini barışçıl yollarla karşılayan siyasi yollarla çözme yönündeki uluslar arası çabaları desteklemeleri ve krizin çözümüne katkıda bulunmayan karmaşadan uzak durmaları gerektiğini söyleyerek mektuplarını noktaladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı