Genel

Beşşar Caferi’nin basın toplantısında ki konuşmasının tam metni

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşşar el-Caferi bir kısım tarafların Suriye krizinin alevlendirilmesi ve bu krizin patlamasına çaba harcadıklarını belirtti.

Suriye’de görev yapan BM gözlemciler heyeti başkanı General Robert Mood’un heyetin çalışmalarına ilişkin sunduğu raporun dinlendiği güvenlik konseyi oturumu ardından düzenlediği basın toplantısında Caferi; güvenlik konseyinde bir kısım üyelerin gözlemci heyetin çalışmalarını yedinci bendin kapsamına almaya çalıştıklarına dikkat çekti. Bu tarafların insani koridorlar, tampon bölgeler ve uçuşa yasak bölgelerden söz etmeye yeniden başladıklarını ifade eden Caferi; aynı tarafların baştan beri Annan planının başarısızlığını iddia ettiklerini ve bu yönde bahis oynadıklarına vurgu yaptı.

Bir Kısım Taraflar Terörün Varlığını İdrak Ettiler

Caferi; bu tarafların Suriye’de olup bitenlerin gerçeğini inkar etmeye devam ettiklerini ifade ederken Suriye’de tüm olanların barışçıl gösterilerden ibaret olmadığını, sonunda da BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’un bunu ikrar ettiğine işaret etti.

Güvenlik konseyinde herkesin Suriye’nin silahlı terör gruplarıyla karşı karşıya olduğuna inandıklarını ifade eden Caferi; ülkede terör eylemleri düzenleme, ordu ve masum inanların yanında özel ve kamu hizmet kurumlarını, ulusal ekonomiyi hedef alan saldırılarda bulunmak için Tunus, Libya, Suudi Arabistan,Katar ve Kuveyt gibi ülkelerden silahlı teröristlere ek olarak Kaide terör örgütünün bulunduklarının kaçınılmaz bir gerçek olduğunu belirtti.

Caferi; dışarıdan gelip de Suriye’deki terör eylemlerine katılmalarıyla tutuklanan yada öldürülen teröristlere ait listelerin BM ve güvenlik konseyine teslim edildiğini açıklarken; Suriye’ye geçirilmek üzere 3 konteynır dolusu ağır ve hafif silah taşıyan Lütfullah 2 gemisi hakkında da bilgi verildiğini ekledi.

Güvenlik konseyinde Suriye’de terör tarafının bulunduğunu idrak eden tarafların bulunduğunu ifade eden Caferi; herkesin bu teröre karşı mücadele etmesinin kaçınılmaz olduğunu ekledi.

Korkunç Bir Mafya Şebekesi Bulunuyor

Caferi; Suriye’de gerçekleştirilen terör patlamaları faillerinin kimliklerine ait bilgilerin belgeli olarak kanıtlandığını ve bunların bir kısmının tutuklandıklarını belirtti.

Suriye otoritelerinin Türkiye’ye talimatlar almak için giden ve asılsız haberler uyduran 18 yaşındaki bir genç kızı tutukladığına dikkat çeken Caferi; Suriye hükümetini vahşi bir portrede çıkarmak, gerçekleri çarpıtmak ve kamuoyunu aldatmada korkunç bir mafya şebekesinin çalıştığına vurgu yaptı.

Etkileri ve destekleri bulunan Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkeler başta olmak üzere vahşet dolu terör eylemleri uygulayan silahlı gruplara şiddete son vermeleri bağlamında ne gibi baskıların yapıldığını sorgulayan Caferi; aynı tarafların bu teröristlere silah, para, barınak ve daha her türlü desteği sağlamaya devam ettiklerine işaret etti.

Silahlı grupların Suriye’de terör eylemlerini düzenlemeleri, masum insanları katletmeleri ve hizmet kurumlarını sabote etmeleri ardından komşu ülkelere kaçtıklarına dikkat çeken Caferi; tüm bu desteğin karşısında bir şeylerin yapılması gerektiğini dile getirdi.

Halk Savaşından Söz Edenler Tehlikesini İdrak Etmeliler

Caferi; bir kısım ülke başkanları, başbakanları ve bakanların açık ve net bir şekilde Suriye’deki durumları tırmandırmaya, alevlendirmeye ve patlatmaya çalıştıklarını, bu amaçla provokasyon yaptıklarını söyledi.

Suriye’de halk savaşından söz etmenin bir fıkradan ibaret olmadığını ifade eden Caferi; böyle bir şeyden söz edenlerin bunun tehlikesini iyi bir şekilde idrak etmeleri gerektiğini belirtti. Caferi; böyle bir tehlikenin sadece Suriye’de kalmayacağını, yetkililerin ise duyarlı ve sorumlu davranmaları gerektiğine işaret etti.

Caferi; Güvenlik Konseyi, BM genel sekreteri ve BM gözlemciler heyeti başkanını Annan planının uygulanmasına katkı sağlamalarına davet etti. Annan planının başka hiç bir alternatifi bulunmadığına işaret eden Caferi; bu planın altı maddesiyle tam bir şekilde uygulanması gereğinin altını çizdi.

Sahnenin Bütün Olarak Ele Alınmasına Yardımcı Oldu

Suriye’de görev yapan BM Gözlemciler Heyeti Başkanı Robert Mood’un güvenlik konseyinde okuduğu raporu dengeli olarak nitelendiren Caferi; Mood’un güvenlik konseyinde bulunmasının üyelerin Suriye’deki sahneyi bütün olarak ele almalarına yardımcı olduğunu belirtti.

Caferi; Mood’un Suriye’de olup bitenlerin gerçeğini iyi bildiğini ifade ederek Suriye’nin gözlemcileri koruma ve sorumluluğuna bağlılığını yineledi.

Ordu Bir Çok Kez Ateşi Kesti

Suriye ordusunun tek taraflı olarak şiddete son vermesi gereğine ilişkin bir soruya cevap olarak Caferi; ordunun bir çok kez ateşi kestiğini fakat maalesef bunun hiç bir başarısı olmadığını vurguladı.

Caferi; silahlı terör gruplarının ordunun ateşkesini daha çok güç toplama ve silah temininde fırsat kullandığına dikkat çekti.

Ordu Silah Temin Etme Hakkına Sahiptir

Caferi; Suriye’ye Rus silahların gönderilmesinden söz eden medya haberleri konusunda ise; Suriye’nin bağımsız ve egemen bir ülke olduğuna dikkat çekerek BM’de üye bir ülkedeki ordunun silaha muhtaç olduğunu, bu silahı da istediği yerden temin etme hakkına sahip olduğunun altını çizdi.

Bağımsız ve egemen bir ülkenin ordusu ile silahlı grupların eşit tutulmamaları gereğine dikakt çeken Caferi; ordunun uluslararası kararlar, yasalar ve misak kapsamında ihtiyacını karşıladığını vurguladı.

Caferi; asıl sorunun ordunun silahlanması olmadığını, bunun kanunlar ve yasalarda mevcut olduğunu belirterek asıl sorunun silahlı terör gruplarına sağlanan silahlarda olduğuna dikkat çekti. Bu terör gruplarına nereden ve nasıl silah temin edildiğine işaret eden Caferi; nitelik ve nicelik açısından temin edilen silahlara vurgu yaptı.

Canlı Kalkan Olarak Kullanıyorlar

Silahlı terör gruplarının bir kısım bölgelerde tuttukları sivil vatandaşlar konusunda ise Caferi; hükümetin bu vatandaşları kurtarmak için çaba harcadığını söyledi.

Silahlı gruplara etkileri olan tarafların baskılarını kullanmaları için General Mood ve Annan’a bilgi verildiğini kaydeden Caferi; terör gruplarının, sayıları yüzlerce olan bu vatandaşları serbest bırakmayı reddettiklerini ve canlı kalkan olarak kullandıklarını belirtti.

Caferi; bu konuda şüpheleri olan tarafları Vatikan’ın bu konudaki açıklamalarını gözden geçirmelerine çağırdı.

İngiltere Başbakanının Sözlerini Tekrar Etmeyeceğim

Suriye ulusal güvenliğinin gayet büyük bir önem taşıdığına vurgu yapan Caferi; Suriye’nin egemen ve bağımsız bir ülke olduğunu belirterek bu konuların kesinlikle kutsal konulardan ibaret olduğunun altını çizdi. Caferi; başkanlık açıklamaları ve güvenlik konseyi kararlarının Suriye’nin bağımsızlık-egemenliğine saygı duyduğuna işaret etti.

Londra’da sorunlarda sorunlar yaşandığında İngiltere başbakanının açıklamalarını hatırlatan Caferi; İngiliz başbakanının o zaman “konu ulusal güvenlik olduğunda hiç kimse bana insan haklarından söz etmesin” şeklinde konuştuğuna dikkat çekti.

“ben de şimdi İngiltere başbakanının sözlerini tekrar etmeyeceğim, aksine halkımızın insan haklarına kesinlikle büyük önem veriyoruz.. fakat tek taraflı olarak davranmamız mümkün değildir.. Suriye’nin içindeki krizde üçüncü bir tarafın da parmağı bulunmaktadır.. herkes de bu tarafı çok iyi bilmektedir..” şeklinde konuşan Caferi; portrenin oldukça net olduğunu ve güvenlik konseyi üyelerinin durumları çok iyi bildiklerine dikkat çekti.

Bunda Kimsenin Çıkarı Yok

Gözlemcilerin Suriye’den çekilmelerine ilişkin bir soruya cevabında Caferi; bunda kimsenin çıkarı olmadığını söyledi.

Caferi; BM genel sekreteri yardımcısının da gözlemcileri çekme niyetinin olmadığını, Annan planından başka alternatifin de bulunmadığını ifade ettiğini ekledi.

Hükümet Terörü Siyasi Süreçten Ayırıyor

Suriye hükümetinin terör eylemlerine son verme çabaları konusunda ise Caferi; hükümetin terör konusunu çözme ile siyasi süreci sürdürme arasında fark gözetmeye büyük bir özen gösterdiğini vurguladı.

Caferi; Suriye’de ulusalcı, barışçı ve meşru bir muhalefetin bulunduğunu belirtirken her şeyi bir birine karıştırmanın yanlış olduğunu söyledi.

Asıl Dava Sivilleri Korumak Değil

Güvenlik konseyinin bir kısım üyeleri açısından asıl davanın Suriye halkı ve sivilleri korumak değil de ülkedeki siyasi sistemi değiştirmekten ibaret olduğunun altını çizen Caferi; Suriye halkına önem vermediklerini ve asıl önem verdiklerinin Suriye hükümetini nasıl değiştirmek olduğunu bir çok kez söylediklerine dikkat çekti.

Caferi; asıl bu isteklerinin artık kimse açısından sır sayılmadığını, amaçlarının hükümeti değiştirmek ve Suriye devletini yerle bir etmek olduğunu ekledi.

Suriye halkına uygulanan katı yaptırımlara ek olarak bu halkı katleden, ülkedeki altyapı ve hizmet kurumlarını sabote eden, ulusal ekonomiyi baltalamaya çalışan terör gruplarına bu şekilde destek vermenin başka hiç bir anlamı olmadığına işaret eden Caferi; bu terör grupları ve arkalarındaki güçlerin insan hakları yada Suriye halkını savunduklarını iddia etmelerinin artık deşifre olduğunu belirtti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı