FilistinGenel

İsrail, 3 gencin öldüğünü en başından biliyordu

İsrail’in Gazze’ye yönelik hava ve deniz saldırılarının bilançosu ağırlaşırken, Batı Şeria’da da Filistinliler üzerindeki baskı artırılıyor.

İşgal altındaki Filistin topraklarındaki son gerginliğin başlangıcı olarak kabul edilen 3 İsrailli gencin kaçırılıp öldürülmesiyle ilgili olarak ilk günlerde dile getirilen şüpheler ise gitgide artıyor. İsrail istihbaratının ve hükümetinin, 3 gencin kaçırıldıktan hemen sonra öldürüldüğünü başından beri bildiği, ancak gerginliği artırmak ve ırkçı sokak eylemlerini kışkırtmak için bu bilgiyi kamuoyundan ve ailelerden sakladığı iddia ediliyor.

Ne olmuştu?

12 Haziran günü Naftali Frenkel, Gilad Şaar ve Eyal Yifraç isimli 3 İsrailli genç, Batı Şeria’daki illegal yerleşimlerden birisi olan Kfar Etzion’dan kaçırıldı. Aynı gün 22:25 sularında, İsrail polisi Şaar’dan bir telefon aldı.

The Electronic Intifada’dan Max Blumenthal’in makalesine göre, 2 dakika 9 saniye süren bu telefon görüşmesinde, gençleri kaçırdığı tahmin edilen kişiler, onlara kafalarını eğmelerini söylerken duyuluyordu. İsrail Radyosu tarafından da yayımlanan bu kayıtta, Şaar tekrar tekrar yardım istiyordu. Bunun ardından çok sayıda silah sesi geliyor ve gençleri kaçıranlar, “zafer şarkıları” eşliğinde “Üçünü aldık” diyorlardı.

İsrail polisinin, kayıp şahıs formu dolduran ailelerle buluşması ise ancak ertesi sabah gerçekleşti. İsrail İç Güvenlik Servisi Şin Bet yetkilileriyle buluşan ailelere, Şaar’ın konuştuğu telefon kaydı dinletildi. Gilad Şaar’ın annesi Bat Galim Şaar, yetkililere silah seslerinin ne anlama geldiğini ve oğlunun ölüp ölmediğini sordu.

Anne Şaar’ın iddiasına göre, yetkililer telefon kaydında duyulan silah seslerinin “boşa sıkıldığını” söylediler. Ayrıca, gençleri kaçıranlar tarafından kullandığı düşünülen bir araç yanmış bir şekilde bir yol kenarında bulunduğunda da, ailelere araç içerisinde DNA kalıntısı bulunamadığını belirttiler. Ancak aracın içinde mermi kovanlarının ve kan izlerinin bulunduğu iddia ediliyordu.

Şin Bet’in sözlerine inandığını söyleyen anne Şaar, o dakikadan sonra kendisini rahatlamış hissettiğini, tanıdığı herkese Gilad’ın Şabat’tan önce evde olacağını söylediğini ifade ediyor.

Medyaya sansür

“Kayıp” vakası sürer ve İsrail işgal altındaki Filistin’de terör estirmeye başlarken, askeri istihbarattan medyaya da bir “emir” gittiği iddia edildi. Bu emir uyarınca, İsrail ordusu medyayı “Soruşturma hakkındaki tüm ayrıntıları” ve “Şüphelilerin kimliğini ortaya çıkartabilecek her türlü ayrıntıyı” kamuya açıklamaktan men etti.

Bu iddia, İsrail’in yalnızca 3 gencin öldüğü değil, öldürenlerin kimliğini de başından beri bildiğini gösteriyor.

Kaçıranların kimlikleri

Londra’dan yayın yapan Filistin gazetesi Rai el-Youm, 17 Haziran günü yaptığı haberde, El Halil’de (Hebron) oturan Mervan Kavaşme ve Amir Ebu Eyşe’nin evinin İsrail polisi ve Şin Bet ajanları tarafından basıldığını yazıyordu.

Ebu Eyşe’nin babası, kaçırılma olayından 2 gün sonra, İsraillilerin evin bütün oğullarını bir şey öğrenmek için sorguladıklarını, ancak bir sonuç elde edemediklerini söylüyordu. Baba, baskında Ebu Eyşe’nin eşinin de gözaltına alınıp sorgulandığını belirtiyordu. Kavaşme’nin amcası ise, yeğeninin 4 kardeşinin ve eşinin de sorgulandığına dikkat çekiyordu.

Rai’deki haberde ayrıca, Filistin Yönetimi’nin, Perşembe günü (kaçırılma olayının yaşandığı gün) ortadan kaybolan iki Hamas mensubunu aradığını ve elindeki bilgileri Cuma günü İsrail’e de verdiğini aktardı.

Mondoweiss muhabiri Allison Deger, Kavaşme ailesinin evini ziyaret ederek, İsrail polisinin evi 14 Haziran günü bastığını doğrulattı.

Hamas’ın bilgisi var mıydı?

İsrail yönetimi, “kayıp operasyonu” devam ederken olaydan sürekli olarak Hamas yönetimini sorumlu tutuyordu.

Kavaşme ve Ebu Eyşe’nin Hamas’ın askeri kanadına mensup olduğu bir sır değil. Hatta İsrailli gazeteci Şlomi Eldar, Kavaşma aşiretinin bölgede iyi tanındığını, her ateşkes döneminde İsrailli sivillere yaptıkları saldırılarla adını duyurduğunu El Monitor’a yazdığı yazıda dile getirdi. Ancak Eldar, Kavaşme aşiretinin yaptığı bu tip saldırıların, yalnızca ve yalnızca kendilerine “suikast” olarak dönmesi nedeniyle Hamas liderliği tarafından sürekli olarak eleştirildiğini de ekliyordu. Eldar, Kavaşme ve Ebu Eyşe’nin, Hamas liderliğini hiç istemediği bir noktaya sürüklediğine dikkat çekiyordu.

Haaretz’in askeri muhabiri Amos Harel de, kaçırılma olayında Hamas’ın Gazze’deki ya da yurtdışındaki liderliğinin parmağı olduğuna dair bir kanıt henüz bulunamadığını kaydetti. Harel, bu olayın, Fetih-Hamas uzlaşmasını “dondurduğuna” dikkat çekti. 17 Haziran’da, BM Genel Kurulu’nda bir konuşma yapan İsrail BM Daimi Büyükelçisi Ron Prosor da, İsrail’in Hamas-Fetih uzlaşmasının bedelini ödediğini iddia etmişti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu