GenelSuriye Dostları

Mahir Hammud: Tekfircilere rağmen İslam kendisini yenileyecektir

Lübnan’ın önde gelen Sünni âlimlerinden Şeyh Mahir Hammud 24 Ekim tarihli Cuma hutbesinde İslam ümmetinin içine sürüklendiği cehaletten yine İslam sayesinde kurtulacağını söyledi.

Şeyh Mahir Hammud’un 24 Ekim 2014 tarihli Cuma hutbesi şöyle:

Mevcut fitne ortamında ve çevremizde bizi en çok üzen, tarihte önemli işler yapmış isimleri hakkıyla tanımıyor olmamız… Ebu Bekir Es-Sıddik, Ebu Hureyre gibi güçlü kişiler bugün fitne konusu olup suçlamalara maruz kalıyorlar. Bu durum da bize, dinimize, tarihimize, zarar veriyor.

Acaba ne zaman herkesin zihnindeki bu hatalı yaklaşımların önüne geçebileceğiz? Ne zaman “Müslümanlar” ya da “İslamcılar” ancak “öldürmekten, recmden, katliamdan anlarlar” fikrini değiştirebileceğiz?

Dünya çapında tanınmış birçok kişi bu algının oluşmasına öncülük ediyorlar. Barak Obama gibi isimler asıl İslam’ın bu olmadığını, yapılan eylemlerin İslam’la bağdaşmadığını ifade etseler de bu yeterli değil… Hala “IŞİD” demeyen, “İslam Devleti” vurgusunu yapan ya da asıl ismini söylemeden Halife Ebu Bekir El-Bağdadi’den söz eden basın kuruluşları var. Bu kuruluşlar İslam’ın yanlış anlaşılmasına öncülük ediyorlar. Bu durum da İslam’ın çağrısına darbe vuruyor. 1970’lerde başlayan ve bir şekilde İran İslam devriminin oluşmasına zemin hazırlayan, Filistin’de ve Lübnan’da direnişin zafere giden yolda önünü açan “İslami uyanış” dönemi sona ermiş gözüküyor. Ancak biz meseleyi bu açıdan okumayıp diyoruz ki: İslam kendini yenilecektir. Yanlışı arındıracak ve aleyhine kurulan komplolara boyun eğmeyecektir.

Eski bakan Gassan Selame 2000 yılında yayımlanan bir makalesinde İslami uyanış devrinin sona erdiğini ve artık işlerin öyle ya da böyle laik bir sisteme göre ilerlediğini söylemişti. Bunun üzerinden çok kısa bir süre geçmeden 11 Eylül 2001 olayları yaşandı ve denklem yeniden bozuldu. Öyle sanıyorum ki bakan da batılı bir bakış açısı üzerinden batı dilinden konuşmuştu.

Bugün bize hükmeden laik ya da mürtet sistemler “modern İslam”ın sona erdiğini söylüyorlar. Ama bir yandan da Müslümanları birbirlerine düşürmek için tarihteki mezhebi ayrılıklar, sanki önceliklerimiz bunlarmış gibi gündem ediliyor. Ancak eğer Müslümanlar ya da İslamcılar kendi aralarında ortak önceliklerini belirlemezlerse böyle bir İslam’ın hayat bulması imkânsızdır.

Eğer Filistin bir dava için birinci öncelik ise, eğer İsrail’in yok olması planlarının başında yer alıyorsa o zaman o davanın İslami olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bugün gördüklerimiz İslam’ı saptırma çabalarından başka bir şey değildir. Nitekim biz bu önceliklerin direniş ekseninin önceliği olduğunu görüyoruz. Bu yüzden diyoruz ki, direniş ekseni IŞİD ve benzeri örneklerin alternatifidir.

Mesela IŞİD’in “recm” konusunda dahi cehaletle hareket ettiğini görmemek elde değil… Tam bu noktada ifade etmeliyiz ki, Rasulullah (sav) merhamete dayalı bir anlayışı benimsiyordu. Buna göre Gamidli bir kadına tövbe etmesi için iki senelik bir müddet vermişti. İlk sefer hataya düşmeyen kadın bir sonraki sefer zina sonucu hamile olduğunu itiraf etmek üzere Allah Rasulüne gelmiş, Rasulullah da ona doğum yapıp çocuğu sütten kesildikten sonra gelmesini söylemişti. Ancak bütün bunlardan sonra recmin gerekli olduğuna karar kılmıştı.

Recm gibi bir konuda hâkimin mümkün olan tüm imkânları ortaya koyarak hükmünü olabildiği kadar şüpheden uzak vermesi gerekmektedir. Hz. İsa (as) “İçinizden kim hatasızsa onu taşlayın” demiştir. Yani hüküm vermeden önce kişinin kendisine dönüp bakması gerektiğini söylemiştir. Zira bazılarına uygulanan hükümler bir başkası için uygun olmayabilir. Nitekim bir toplumda hata işleyen biri hakkında, mazlumun hakkını ödemediği, fakire ihtiyacını vermediği, cahile bildiğini öğretmediği vs. sürece hükme varılamaz. Nitekim Hz. Ömer de bir keresinde bir hırsızın “açlık” sebebiyle hırsızlık yapmış olması ihtimalinden korktuğu için hırsızlıkla ilgili hükmü uygulamamıştı.

Tüm bu konuların ayrıntılı olarak incelenmesi, cahillerce değil âlimler tarafından çalışılması gerekmektedir. Aynı zamanda hiçbir hükme Amerika ya da İsrail’in doğrudan ya da dolaylı müdahalesi sonucunda varmamaya da özen gösterilmelidir!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı