Genel

Rus gazeteciden önemli iddia: Batı, yaz sonunda Suriye’yi işgal etmeye girişecek

Suriye’de bulunan Rus gazeteci Ankar Koçneva, kaynaklarının Ağustos-Eylül aylarında Batılı güçlerin Suriye’yi işgal girişiminde bulunacağını iddia ettiğini söyledi. Koçneva, Suriyeli mültecilerden Türkiye’yle yaşanan uçak krizine kadar pek çok konuda önemli açıklamalar yaptı.

Suriye’de görev yapan Rus gazeteci Ankar Koçneva, ülkedeki durumla ilgili önemli iddialar gündeme getirdi. Russia Today’e mülakat veren Koçneva, Suriyeli mültecilerin nasıl mülteciliğe zorlandığından muhaliflerin sivilleri kalkan olarak kullanmasına, Türkiye’yle yaşanan uçak krizinden Batı’nın işgal planlarına kadar pek çok konuda önemli iddialar ortaya attı.

Mülteciler nasıl yaratıldı?

Suriye’deki çatışmalar başladıktan kısa bir süre sonra, ülkeden çok sayıda insanın komşu ülkelere kaçtığı haberleri yapılmaya başlandı. Türkiye’ye en büyük mülteci akını ise geçtiğimiz yaz aylarında Türkiye sınırına çok yakın olan Cisr el Şuğur’da yaşananların ardından gerçekleşti. Daha sonra Cisr el Şuğur’da yaşananların muhaliflerin planlı bir provokasyonunun parçası olduğunu gösteren çok sayıda kanıt ortaya çıktı. Türkiye’nin mülteci kamplarını henüz Cisr el Şuğur’daki olaylar gerçekleşmeden önce hazırlamış olması da Türkiye’nin bu provokasyondan haberdar olduğu görüşünün ortaya çıkmasına neden oldu.
Öncüpınar’da yaşananlarla ilgili haberimiz için: Sınırdaki çatışma planlı bir provokasyonun ürünü olabilir

Ardından Türkiye’deki mülteci kamplarının sayısı arttı ve son olarak Nisan ayında Kilis’teki Öncüpınar Sınır Kapısı’nda bir çatışma yaşandı. Daha sonra bu çatışmanın sınırı geçip eylem yaptıktan sonra Türkiye’deki kamplarına geri dönen muhaliflerin bir provokasyonu olduğu açığa çıktı. Sınırda yaşanan olaylarda ise mülteci kampının Öncüpınar Sınır Kapısı’nın neredeyse dibinde kurulmuş olması ve bu kampta kalan muhalif grupların sınır kapısını işgal etme girişiminde bulunmasından kaynaklandığı anlaşıldı.

Rus gazeteci Ankar Koçneva Russia Today’e verdiği mülakatta Suriye ordusunun Suriyeli mültecilerin yaşadığı kamplara ateş açtığı yönündeki iddialar hakkında “Suriye [mültecilerin] evlerine geri dönmeleri için elinden geleni yapıyorken Suriye ordusunun bu kamplara ateş açmış olması için herhangi bir sebebi yok” diyor. Koçneva, ülkedeki olaylar başladığından bu yana 16 bin 500 mültecinin evlerine döndüğünü söyleyerek, Türkiye ve Suriyeli muhaliflerin bu kampların olduğu gibi kalmasından yana çıkarları olduğunun altını çiziyor. Rus gazeteci “Eğer bu kamplar olmasaydı kim rejimin muhaliflerin anlattığı gibi bir zulüm uyguladığına inanırdı ki?” diye soruyor.

Koçneva sözlerinin devamında “mülteci sorununun” özellikle yaratıldığına ilişkin iddialar da dile getirerek, Cisr el Şuğur’da olanları hatırlatıyor. Rus gazeteci, çatışma bölgelerinden kaçan insanların başka yerlerdeki akrabalarının yanına gitmesinin muhalifler tarafından engellendiğini ve muhaliflerin çatışma bölgelerinden Suriye’nin başka yerlerine giden yolları keserek insanları komşu ülkelere göç etmeye zorladıklarını ifade ediyor. Koçneva, “bu tam da İsrail’in Filistinlileri bir ‘koridor’ açarak Ürdün’e yönlendirerek topraklarından etmesine benziyor” diyor.

Türk uçağı, Suriye’nin hava savunma sistemini deniyordu

Mülakatın devamında Suriye tarafından düşürülen Türk uçağıyla ilgili değerlendirmeler yapan Ankar Koçneva, bu konuda da oldukça önemli bir iddia öne sürüyor. Türk uçağının düşürülmesinden iki gün önce Suriye hava kuvvetlerine bağlı bir savaş uçağının Ürdün’e kaçtığını hatırlatan Koçneva, bu olay üzerine aklına gelen ilk sorunun “Ürdün uçağı ne kadar süre içinde Suriye’ye iade edecek” olduğunu söylüyor. Zira uluslararası hukuk kurallarına göre uçağın derhal Suriye’ye iade edilmesi gerekiyor. Bunun sebebi ise uçağın kendisinden ziyade, uçaktaki dost/düşman tanıma kodlarını içeren yazılımın kırılmamasıyla ilgili…

Türk uçağının Suriye hava savunma sistemini denemeye çalışırken düşürüldüğü iddiası, daha önce bir Türk F-16’sında uçmuş olan bir pilot tarafından da gündeme getirilmişti.

Koçneva, “Uçağın derhal iade edilmemiş olması Ürdün’ün tarafsızlığı konusunda kuşkular yaratıyor” dedikten sonra, bu olayla Türk uçağının düşürülmesi arasında şu bağlantıyı kuruyor: “23 Haziran’da bir Türk keşif uçağı çok alçak irtifada uçarak Suriye hava sahasını ihlal etti. Bazı uzmanlar Ürdün’ün bu tarihe kadar [dost/düşman tanıma yazılımı] kodlarını deşifre etmiş olabileceklerini ve Türkiye’nin de bu kodları kullanma denemesi yapmış olabileceğini söylüyor.

Koçneva, mülakatın devamında Türk uçağının Suriye hava sahasında ve uçaksavar ateşiyle vurulduğu tezini yineliyor ve Suriye’nin olayın hemen ardından olayı araştırmak için iki ülkenin bir komisyon kurmasını önerdiğini, ancak bunun Türkiye tarafından geri çevrildiğini hatırlatıyor.

Muhalifler sivilleri canlı kalkan olarak kullanıyor

Ülkede çatışmaların yoğun olarak yaşandığı bölgelere ilişkin gözlemlerini de paylaşan Koçneva, Humus’ta yaklaşık 10 bin civarında silahlı muhalif bulunduğunu ve muhaliflerin şehri kuşatma altında tutan orduya karşı 2000 civarında sivili canlı kalkan olarak kullandıklarını söylüyor.
Daha önce Hula Katliamı’nda da muhalif grupların sivilleri canlı kalkan olarak kullandıkları ve çatışmada ölen bazı kadın ve çocukların bu nedenle yaşamını yitirdiği iddiaları gündeme gelmişti.

Rus gazeteci, canlı kalkan olarak kullanılan sivillerden bazılarının ciddi düzeyde hasta olduğunu, örneğin bazılarının diyaliz makinesine bağlanması gerektiğini söyleyerek, Suriye ordusunun sivillerin tahliyesi için Kızılhaç denetiminde bir “insani koridor” açılmasının önerisinin de muhalifler tarafından reddedildiğini belirtiyor.

Ülkede yabancı askerler tarafından tampon bölgeler ve “insani koridorlar” oluşturulmasını savunan muhaliflerin, canlı kalkan olarak kullandıkları sivillerin tahliyesi için koridor açılmasına izin vermediği anlaşılıyor.

Yaz sonunda işgal girişimi olabilir

Koçneva’nın dile getirdiği en çarpıcı iddia ise Batılı güçlerin yaz sonunda Suriye’ye yönelik bir askeri müdahale başlatabileceği yönünde. Koçneva bu konuda şunları söylüyor:

Haydutlar, Birleşmiş Milletler’in emriyle ordunun çekildiği yerleri ‘denetimleri’ altında tutuyorlar. Dolayısıyla bu bölgeler askeri operasyonlara sahne olmuyor. [Muhalifler] orduyla savaşamıyorlar ve nasıl savaşılacağını da bilmiyorlar. Ağustos-Eylül ayları içerisinde Batılı güçlerin Suriye’yi işgale girişeceği yönünde istihbarat aldım. Fakat ortada böyle bir işgali meşrulaştıracak hiçbir gerekçe yok. Bütün yıl böyle bir gerekçe aradılar. Kesin tarih konusunda bilgi vermiyorlar. Ama artık bu iş bitti ve kalan süre içerisinde yeni provokasyonlar ve saldırganların elini güçlendirecek yeni istihbaratlar gelmesini beklemek gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı