Genel

Suriye karşıtı taraflar düşmancıl iddia ve yalanlarını sürdürdüler

Suriye ve halkına karşı komplo ve planlarının yeni bir halkası olarak sözde Suriye dostları konferansı adı altında dün Tunus’ta düzenledikleri toplantılarda komplo tarafları düşmancıl iddia ve yalanlarını sürdürdüler.

ABD dışişleri bakanının liderliğinde ve eski-yeni sömürü ülkelerin dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen konferansta konuşma yapan Katar dışişleri bakanı Hamad Bin Casim toplantının başkanı olduğunu lanse etme çabasıyla toplantıya katıldıkları için efendilerine teşekkür etti.

Bin Casim; Arap Gözlemci Heyeti Raporunun kesin bir şekilde belirttiği gibi Suriye’deki şiddetin asıl nedeninin her türlü destek, silah ve finans temin ettikleri silahlı terör gruplarından kaynaklandığını göz ardı ederek, Suriye’de güvenliğin sağlanmasını denetleyecek Arap-milletlerarası güçlerin teşkil edilmesine çağırdı.

Suriye halkına karşı ekonomik yaptırımların uygulanmasını için bizzat kendisinin karar aldığı ve Suriye halkının temel ihtiyaçlarının karşılanmasını kendisinin engellediği Bin Casim, konferansta yalan ve asılsız iddialarla Suriye’deki durumların faciamsı olduğunu öne sürerek Suriye halkına insani yardımların temin edilmesi için insani geçitlerin açılması talebinde bulundu.

Bin Casim; Ürdünlü Maksad Ajansına göre işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan Natanya Yahudi yerleşim kolonisinde Suudili önde gelen istihbarat subayları, ADB’nin İsrail büyükelçisi ve MOSSAD’taki önde gelen yöneticilerin bir araya geldikleri komplo toplantısında kararlaştırdıkları Arap Bakanlar Kurulunun Suriye’ye ilişkin kararlarının uygulanmasını talep etti.

Katar şeyhliğinin her türlü desteği sağladığı terör kurbanlarına çekinmeden rahmet dileyen Bin Casim; İsrail ve batıya en değerli hizmet olarak Suriye’yi baltalama ve yıkma amacıyla askeri müdahaleyi dilenme yöntemi olarak yalan ve iftiralarını sürdürmekten de geri kalmadı.

Bin Casim ülkesinin Cezire Kanalı aracılığı ile Suriye ve halkına karşı provokasyonda akla gelmeyen yöntemler izlemesiyle birlikte bu kanalın Suriye’deki terör gruplarına emirlerin verildiği bir araç haline geldiğini yine göz ardı ederek, asıl ve yegane amacının Suriye’de güvenlik ve istikrarı korumak, Suriye’nin egemenlik ve toprak bütünlüğünü korumak olduğu yalanlarını sürdürdü.

Bin Casim tüm bu yalanları ve zalim iftiralarında, Suriye’nin yıkılması ve parçalanması amacıyla Suriye’de devlet kurumlarını, özel mülkleri, vatandaşları ve orduyu barbarca hedef alan silahlı terör gruplarına Katar ve batılı ülkelerin silahla birlikte her türlü desteği sağladıklarını ifade eden yüzlerce raporu da görmezden geldi.

Suriye’ye karşı iftira ve asılsız iddialarda bulunma pistine dönüşen konferansta konuşma yapan Tunus dışişleri bakanı ise; konferansın Tunus’ta düzenleneceğinin ilan edilmesinden beri tepki ve protestolarını duyurmaya çalışan çok sayıda Tunuslu akademisyen ve aydının yorumlarını, bunun Tunus’un tarihinde kara bir leke olarak nitelendirildiğini görmezden gelerek Tunus halkının tüm bileşenleri adına konuştuğunu iddia etti.

Tunuslu bakan aynı zamanda protesto ve kınama amacıyla konferansın önünde toplanarak düzenlendiği otele geçmeye çalışan yüzlerce Tunuslu vatandaşın yanı sıra onurlu tüm Tunusluların seslerini de duymazdan gelerek yine efendilerinin gönlünü almaya çalıştı.

Kendi tarafından konuşmasında paniklenen Arap Ligi genel sekreteri; Arap Ligine karşı tüm Arap ülkelerinde meydana gelen tepkiyle birlikte Arapları birleştirmek için kurulan Arap Liginin ümmete karşı batı ve İsrail’in elinde bir alet olduğunu görmezden gelerek, Ligin tüm bölge ülkelerinin güvenlik-istikrarlarını korumaya özen gösterdiğini iddia etti.

Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise konferansta yaptığı konuşmasında; ortaklarının Suriye ve halkına yönelik düşmanlığını sürdürmeye çalışarak yalan ve batıl iddialarla hükümetinin himayesinde bulunan İstanbul meclisinin desteklenmesini talep etti.

Bu meclise ait terör kolları ve silahlarının büyük çoğunluğunun Türkiye topraklarından Suriye’ye girdiğini, uluslararası katiller ve gözü dönmüş kiralık teröristlerin Türkiye toprakları üzerinde toplanıp eğitildiklerini, tüm bunlarında İsrailli ve batılı istihbaratın denetimiyle körfez ülkelerinin de finansıyla yapıldığını görmezden gelen Türkiye Dışişleri Bakanı Davutoğlu; bu gerçeklerin çok sayıda Türk ve uluslararası medya ve istihbarat raporlarıyla doğrulandığını göz ardı etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı