Genel

Suriye: Silah kaçırma ve terörist sızdırma siyasi çözümle çelişiyor

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşşar Caferi, bazı ülke ve tarafların Suriye’ye silah kaçırmaları ve teröristlerin Suriye’ye girişini kolaylaştırmalarının krizin siyasi yollarla çözümüyle çeliştiğini, Annan misyonunu sabote ettiğini ve Suriye’nin egemenliğine açık bir ihlal teşkil ettiğini söyledi.

Uluslar arası Güvenlik Konseyinin dün düzenlenen Alt Komisyonları toplantısında konuşan Caferi, terörün dünyada tek olduğunu ve uluslar arası bir karşı koyuş gerektirdiğini belirterek terörle mücadelede seçicilik ve tercihe yer verilmemesi gerektiğini vurguladı.

Güvenlik Konseyine terörü kınayan tutumlarını pratiğe döküp Suriye’yi hedef alan terör eylemlerini durduracak icraatlar almaya ve terörü destekleyen ülkelere baskı yapmaya çağıran Caferi, son dönemde terör eylemlerinin hız kazandığına ve Kaide Örgütünün izlerini taşıyan planlı eylemleri tekfiri ve köktendinci fetvalarla gerçekleştiren fanatik grupların ortaya çıktığına işaret etti.

BM Daimi Temsilcisi, Suriye’nin elinde Kaide Örgütü unsurlarının Suriye’ye sızdığını kanıtlayan görüntülü belgeler bulunduğunu bildirerek aynı zamanda batılı istihbarat ajansı yöneticilerinin verdiği demeçlerin bunun Arap, bölgesel ve uluslar arası desteği ve yardımıyla gerçekleştiğini kanıtladığını ifade etti.

Gerçekleştirilen Terör Saldırıları Kaide Örgütünün İzlerini Taşıyor

“Bugün dünyanın diğer başkent ve şehirleri için aydınlık ve güzel bir gün olurken Şam kanlı bir gün geçirdi. Şam’da düzenlenen iki intihar saldırısı sonucu 56 masum insan hayatını kaybederken 372 kişi de yaralanmıştır” diyen Caferi, BM Suriye Özel Temsilcisi ve gözlemciler heyeti başkanının patlamaları şiddetle kınadığına değindi.

Caferi, Şam’daki terör patlamalarıyla eş zamanlı olarak Halep’te meydan gelen patlamada onlarca sivilin hayatını kaybettiğini ve ağır maddi hasar oluştuğuna dikkat çekerek Suriye’de şiddet düzeyinde gözle görülür bir düşüş yaşanırken son dönemde alışılmadık planlı terör eylemlerinin arttığının altını çizdi.

Herkesin artık çok iyi tanıdığı ülkelerden çıkan aşırı dinci ve tekfiri fetvalarla düzenlenen planlı terör eylemlerine ilaveten asayiş güçleri, siviller, kamu ve özel mülklere yönelik günü birlik saldırılar düzenlendiğine, kaçırma, yol kesme, hırsızlık ve evlere saldırma gibi eylemlere girişildiğine işaret etti.

Caferi, 24 Martla 27 Nisan tarihleri arasında 220 kişinin silahlı gruplar tarafından kaçırıldığına dikkat çekerken düzenlenen katliam, cesetleri parçalama ve aileleri topluca katletme gibi eylemlerin Kaide Örgütünün izlerini ve mezhep ayırımcılığına dayalı ideolojisini yansıttığını kaydetti.

BM Daimi Temsilcisi, “olayların başlamasından itibaren Suriye’de korkunç katliamlar işleyen Kaide Örgütüne bağlı terör gruplarının bulunduğunu açıkladık. Fakat pek çok siyasi taraf ve medya organı açıklamalarımıza şüpheyle yaklaştı. Bugün Kaide’ye bağlı pek çok örgütlenmenin terör eylemlerini sahiplendiğini görüyoruz” dedi.

Suriye’nin Elinde Önemli Görüntülü Belgeler Bulunuyor

Arap ve yabancı medya organlarının Suriye’de terör eylemleri gerçekleştirirken ölen yabancı uyruklu militanların bulunduğuna dair bilgiler verdiklerine işaret eden Caferi, “elimde bir kısmı Kaide’ye bağlı 26 teröristin adını içeren bir liste bulunuyor. Bu listeyi BM Genel Sekreteri, Güvenlik Konseyi Başkanı ve terörle mücadele alt kurumlarına sunduk. Bununla birlikte elimizde bu teröristlerin itiraflarını içeren görüntüler bulunuyor” diye konuştu.

Caferi, Suriye’nin elinde terör faaliyetlerini, şahısların adlarını, uyruklarını, onları yönelten ve kışkırtan tarafları belgeleyen İngilizce görüntü ve kayıtlar bulunduğunu belirterek bunların Güvenlik Konseyi, BM Genel Sekreteri ve alt komisyonlara iletileceğini dile getirdi.

Suriye’de ölen ve aralarında, bir Fransız, İngiliz ve Belçikalının bulunduğu 12 teröristin adlarını içeren bir listenin varlığına işaret eden Caferi, terör eylemlerinin finansman ve silah desteği olmadan gerçekleştirilemeyeceğine, bazı Arap, bölge ve dünya ülkelerinin Suriye’de terör eylemleri yapmaları için silahlı terör gruplarına bu kolaylıkları açıkça sağladıklarına değindi.

Silahlı terör gruplarına yapılan para ve silah desteğinin Suriye gümrük makamları ve gümrük muhafazanın karşılaştığı gerçek bir sorun olduğunu söyleyen Caferi, komşu ülkelerin üst düzey yetkililerinin Suriye’ye silah, para ve terörist sızdırıldığını açıkladıklarına dikkat çekti.

Caferi, Lütfullah-II gemisinin yakalanmasının Libya ve Türkiye’nin bir kısım Arap ve yabancı ülkelerin işbirliği ile Suriye’ye silah kaçırıldığının en iyi kanıtı olduğunu dile getirerek “Libya’dan gelen bu geminin Mısır’daki İskenderiye Limanından geçip Lübnan bölge sularına, burada konuşlanan UNIFIL birliklerinin hiçbir engeliyle karşılaşmadan ulaşması ilginç” diye belirtti.

Terör Eylemlerinin Arkasındaki Tüm Taraflardan Hesap Sorulacaktır

Caferi, Suriye’ye silah kaçırma konusunda işbirliği yapma ve ülkeye teröristlerin girişini kolaylaştırmanın Suriye krizine yönelik herhangi bir siyasi çözümle çeliştiğini belirtti.

Daimi temsilci, güvenlik konseyinin bir hafta önce yayınladığı başkanlık bildirisinde terörü şiddetle kınadığına işaret ederek bu nedenle bu sözlerin pratiğe dökülerek Suriye’yi hedef alan tüm terör eylemlerinin durdurulması için gerekli icraatların alınmasına çağrıda bulunduklarını ifade etti.

“Terör eylemlerinin bedelini halkımızın değerli kanlarıyla ödüyoruz. Bu eylemlere katılan, kışkırtan ve finanse eden ve uygulanmasını kolaylaştıranlardan hesap soracağımız gün gelecektir” diye Caferi, terörün uluslar arası bir suç olduğunu, dolayısıyla uluslar arası bir mücadele gerektirdiğini vurguladı.

Caferi ilgili Güvenlik Konseyi Komisyonlarına, 1267, 1989 ve 1373 sayılı kararları uygulama ve içeriğinin Suriye’de uygulanması için üzerine düşen görevleri yerine getirme çağrısı yaptı.

Daimi Temsilci Caferi, Suriye’de devletin, halkın ve toplumun istikrarını hedef alan terör faaliyetlerinin 11 Eylülde New York’u hedef alan ya da Madrid ve Londra’yı hedef alan terör eylemleri kadar önemli olduğuna dikkat çekerek Suriye’yi hedef alan terörün bu kentleri hedef alan terörden farklı olmadığına vurgu yaptı.

Terörün medya, ekonomi, kültür ve siyasi gibi türleri bulunduğuna işaret eden Caferi, Uluslar arası Örgüte üye bir ülkenin terörle mücadele merkezinin kurulmasını finanse ederken Suriye’de düzenlenen terör eylemlerini kışkırtıp silahlı grupları finanse etmesinin kabul edilemeyeceğini, çünkü terörün her yerde aynı olduğunu ifade etti.

Caferi, dünyadaki terörün ana nedeninin İsrail’in başlattığı Siyonist terör olduğunu söyleyerek İsrail’in 1954′te Suriye’ye ait dünyanın ilk sivil uçağını kaçırdığına, ardından Filistinlilerin vatanlarından göç etmesine yol açan bir dizi katliam gerçekleştirdiğine işaret etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı