Genel

Suriye’de Huvla katliamlarını soruşturacak komisyon kuruldu

Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı Resmi Sözcüsü Cihad Makdisi; Cuma’yı Cumartesi gününe bağlayan gecede Homs kırsalının Huvla bölgesinde meydana gelen katliamda hükümet güçlerinin her hangi bir sorumluluğu olduğunu mutlak bir şekilde yalanlayarak, Suriye’nin, evlatlarını hedef alan bu çirkef katliamı en keskin ibarelerle kınadığını vurguladı.

Makdisi bakanlık binasında düzenlediği basın toplantısında; Suriye yönetimi ve hükümet güçlerine bu denli kolay bir şekilde suçlamaların yapılmasını keskin bir dille kınandığını belirtti.

Yüzlerce Silahlı Ağır Silahlarla Saldırdı

Bakanlık sözcüsü Homs’ta farklı bölgelerden planlı ve organizeli bir şekilde toplanmaları ardından ağır ve hafif silahlarla donanmış yüzlerce teröristin Huvla bölgesine saldırdıklarını belirtirken; hükümet güçlerinin katliamların yapıldığı bölgelere kesinlikle girmediklerini belirtti.

Makdisi; ağır makineli silahların yanında havan topları, anti tank füzeleri ve daha başka gelişmiş ağır silahlarla donatılmış pikap araçlarıyla birlikte teröristlerin Cuma günü öğlen saatlerinde toplandıklarını söyledi. Teröristlerin ardından Huvla bölgesinde masum insanlara ve evlere saldırdıklarını belirten Makdisi; bunun teröristlerin hükümet güçlerine karşı çatışmalarında yeni bir durum teşkil ettiğine işaret etti.

Teröristlerin sadece asayiş güçlerinin bulundukları beş koruma noktasının dışında kalan bölgelerde Cuma gündüzü saat 14’ten saat 23’e kadar dehşet verici katliamlarda bulunduklarını ifade eden Makdisi; asayiş güçlerinin bulundukları noktalara yapılan terör saldırılarında 3 mensubun şehit düştüğünü bir kısmı ağır olmak üzere 6 mensubun da yaralandıklarını ekledi.

Makdisi; saldırılarda teröristlerin oldukça ağır silahlar kullandıklarına dikkat çekerek, bu silahların etkisiyle bir kısım cesetlerin kömür haline geldiğini belirtti.

Vatandaşları Savunmak Devletin Sorumluluğudur

Katliamın sadece Huvla bölgesinde değil, aynı zamanda Şomariye Köyünde de benzer katliamların yapıldığına dikkat çeken Makdisi; orada da ailelerin olduğu gibi katledildiklerini, evlerin yakıldığını ve tarım mahsullerinin kundaklandığını söyledi.

Suriye devletinin anayasa ve kanunlar doğrultusunda sivil vatandaşları ve hükümet güçlerini korumakla yükümlü olduğunu vurgulayan Makdisi; Suriye’nin bu sorumluluğunu üstlenmeye devam edeceğini, kimilerinin hoşuna gitsin yada gitmesin vatandaşlarını savunma kararlığında olduğunu ifade etti. Makdisi; hükümet güçlerinin katliamların gerçekleştirildiği Huvla bölgesine kesinlikle hiç bir top, tank yada ağır silah geçirmediğini ve bölgeyi bombardımana tutmadığının altını çizdi. Bölgede bulunan asayiş güçlerinin kesinlikle yerlerinden ayrılmadıklarını söyleyen Makdisi; sadece ve sadece teröristlerin saldırılarına karşı kendilerini savunma pozisyonlarına girdiklerini vurguladı.

Bakanlık sözcüsü Makdisi; durumun siyasi bir oyundan ibaret olmadığını, devletin üstüne düşen sorumluluk kapsamında vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamaktan ibaret olduğunu belirtti.

Soruşturma Komisyonu 3 Gün İçinde Sonucu İlan Edecek

Huvla bölgesi ve Şomariye Köyünde gerçekleşen vahşi katliamların yanın da vatandaşlara ait ev ve tarım arazilerinin yanında devlet hastanesinin ateşe verilmelerinin kesinlikle kınanması gereken terör eylemleri olduklarına vurgu yapan Makdisi; tüm bunlarla birlikte bu terör eylemlerini işleyenlerle birlikte onları destekleyen, finanse eden, barındıran ve provoke edenlere ilişkin güvenlik konseyinin toplanması gerektiğini ifade etti.

Bakanlık sözcüsü Makdisi; insanlığa sığmayan çirkef katliamlara ilişkin yargı ve askeriyeden oluşan ortak bir soruşturma komisyonunun teşkil edildiğini ve bu soruşturma sonucunun 3 gün içinde ilan edileceğini açıkladı.

Huvla bölgesindeki terör katliamları ve saldırıları ile BM Suriye özel temsilcisi Kofi Annan’ın Şam’a beklenen ziyareti arasındaki zamanlamaya dikkat çeken Makdisi; bununla siyasi sürecin tekerine çomak sokulmak istendiğini söyledi.

Ordu Silahlı Teröristlerle Çatışıyor Ama Böyle Katliam İşlemez

Makdisi bu denli barbar ve vahşetle öldürmenin kesinlikle Suriye ordusunun izlediği bir sistem olmadığına işaret ederek, katletme ve terör eylemlerinde bulunanların silahlı terör gruplarından ibaret olduklarını söyledi.

Ordunun bir kısım bölgelerde silahlı gruplarla çatışmaya girdiğinin doğru olduğunu ve bunun her ülkenin meşru hakkı olduğuna işaret eden Makdisi; vatan ve vatandaşların can ve mal güvenliğini koruma andı içen kahraman ordunun bu şekil ve yöntemle vatandaşları öldürmesinin kesinlikle imkanı olmadığına dikkat çekti.

Bakanlık sözcüsü; ordunun vatandaşlara, asayiş güçlerine, kamu ve özel mülklere saldıran, askerleri öldüren silahlı teröristlerle çatışmalara girdiğini ve bir kısmını öldürdüğünün inkar edilmeyecek bir doğru olduğunu söylerken, fakat bu yaşta masum çocukları toplayıp öldürmesi ve kafalarına kurşun sıkmasının kesinlikle mümkün olmadığını belirtti. Makdisi; bunun ancak ve ancak dağlarda saklanan, din ve insanlıktan uzak olan radikal teröristler tarafından yapılabileceğinin apaçık ortada olduğunu ekledi.

Destek Veren Ülke ve Güçler Katliama Ortaklar

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı sözcüsü Makdisi; teröristleri barındıran, eğiten yada sınırlardan Suriye’ye sızmalarına göz yuman, onlara finans ve silah temin eden tüm ülke ve güçlerin insanlık dışı bu katliamlarda ortak olduklarını ifade etti.

Katliamlardan devletin sorumlu tutulmasına ilişkin bir soruyu cevaplayan Makdisi; gösterilen tepki ve yapılan provokasyonun asıl kimin çıkarı olduğunu net bir şekilde ortaya koyduğunu belirtti. Makdisi; Suriye’nin siyasi bir çözümde çıkarının olduğuna dikkat çekerek, bu gibi vahşet ve arkasında yapılan provokasyonda Suriye’nin kesinlikle çıkarı olmadığını açıkladı.

Bakanlık sözcüsü Makdisi; yaşananların hiç bir şekilde devletin çıkarlarına hizmet etmediğine dikkat çekerken; katliamlara karşı görülen tepki seli ve açıklamaların buna en büyük kanıtı teşkil ettiğini vurguladı.

Cuma’yı Cumartesi gününe bağlayan gecede silahlı teröristlerin bir çok yerden toplanıp bu denli çirkef eylemlerde bulunmalarının gelişi güzel bir eylem olmadığını, tam aksine planlı ve örgütlü bir terör eyleminden olduğunu vurgulayan Makdisi; Suriye devletine suçlamalarda bulunan tarafların açıklamalarında sadece muhalefetin asılsız iddialarını göz önünde bulundurduklarını söyledi.

Makdisi; Suriye’nin hiç bir koşulda yada siyasi neden altında böyle bir eylemde bulunmasının mümkün olmadığına işaret ederek, devletin vatandaşların kanlarıyla ticaret yapmasının mantıksız olduğunu söyledi.

Siyasi sebep ne olursa olsun devlet heybesine karşı silah taşımayı aklamanın mümkün olmadığını söyleyen Makdisi; Suriye’nin Annan planını kabul etmesiyle şiddet ve terör eylemlerinin daha çok tırmandığını, çünkü Annan planını sabote etmek istediklerini söyledi.

Makdisi; Annan planının onaylanmasından bir kaç gün öncesine kadar silahlı terör gruplarının 3500 defadan fazla planı ihlal ettiklerine işaret ederek, tüm bu ihlallerin şüpheye yer vermeyecek kanıtlarla BM Suriye temsilcisi Annan ve Suriye’nin gerçek dostlarına ayrıntılarla iletildiğini ifade etti.

Bakanlık sözcüsü Makdisi; istikrarsızlığın terör ve teröristlerin artmasına uygun bir ortam teşkil ettiğine işaret ederek dolayısıyla gerçekten terör karşıtı olan güç ve ülkelerin istikrarsızlığa değil istikrar ve güvenin sağlanmasına ciddi ve pratik destekte bulunmaları önemine vurgu yaptı. Makdisi Suriye’de Kaideli teröristler, tekfirci ve fanatik grupların bulunduklarına işaret ederek, çatışma süresi ne kadar artarsa artsın Suriye’deki ortamdan faydalanmalarına izin verilmeyeceğini, teröre karşı kararlı ve katı bir mücadelenin verileceğini belirtti.

Makdisi; Suriye’deki krizin son bulmasının, Suriye hükümetine yardım elinin uzatılmasıyla mümkün olabileceğini ifade etti.

Silahlı Muhalefet Diye bir Terim Yok

BM genel sekreteri Ban Ki-mun’un son olarak Suriye’ye ilişkin sunduğu rapor konusunda Makdisi; Suriye’nin rapora bir dizi notları bulunduğunu kaydetti.

Ban ve Annan’ın güvenlik konseyinde 15 ülke ile birlikte çalıştıklarının bilinen bir şey olduğuna işaret eden Makdisi; bu ülkelerin çoğunun Suriye’ye düşman olduklarını, raporun da diplomatik-siyasi bir sonuçtan ibaret olduğunu ekledi.

Bakanlık sözcüsü Makdisi; Ban’ın raporunda geçen “silahlı muhalif güçler” diye bir şeyin olmadığını belirtti. Kanun, yasalar, ilkeler ve temellere göre muhalefetin düşünce, siyasi yada mantık muhalefetinden ibaret olduğunu belirttiklerine ve devletin de bu muhalefetle her zaman diyaloga hazır olduğunu belirten Makdisi; silah taşıyan, vatan ve vatandaşların güvenlik istikrarını sabote eden, özel ve kamu mülklere saldıran, ulusal ekonomi ve alt yapıyı yıkmaya çalışanların ise muhalefet değil terörist olduklarını söyledi.

Makdisi; dolayısıyla bu gibi terimleri kullanmanın Ban ekibi tarafından araştırma ve soruşturmayı gerektirdiğini, çünkü “silahlı muhalif güçler” terimini kullanmanın yada siyasi sebep ne olursa olsun devlet heybesine karşı silah taşımayı caiz kılmanın kesinlikle doğru olmadığının altını çizdi.

Bakanlık sözcüsü; Ban’ın, raporunda hala bir kısım kent ve beldelerde askeri araçlar ve ağır silahların mevcut olduğunu, aynı zamanda bir kısım kentlerin devlet kontrolünün dışında olduğunu söylediğine işaret ederek; durumları her yandan farklı gözüken bir levhaya benzettiğini söyledi. Makdisi bir kısım kentlerin devlet kontrolünün dışında olduğu doğruysa ki bu kesinlikle doğru değil; fakat bu durumda devletin üstüne düşen yasal sorumlulukla vatandaşlarını koruması ve kentleri yeniden kontrolüne alması gerektiğine işaret etti.

Makdisi; bir kısım kentlerde silahlı teröristlerin ağır bastıklarının doğru olduğunu ifade ederek, devletin vatandaşlarının can güvenliğine gösterdiği özenle bir kısım çatışmalardan kendini uzak tutmaya çalıştığını ekledi.

Planda Silahlı Grupların Sorumlulukları Neden Sorgulanmıyor

Ban’ın takdim ettiği raporun BM genel sekreter düzeyinde olmadığına işaret eden Makdisi; sonraki raporların daha profesyonel ve diplomatik olması temennilerinde bulundu. Makdisi; BM gözlemcilerin teröristlerin bulundukları semtlerin içine girdiklerini ve silahlanma düzeyini net bir şekilde gördüklerine işaret etti.

Ban’ın Suriye’nin onayladığı altı maddelik Annan planını daha dikkatli bir şekilde okumasının beklendiğini ifade eden Makdisi; Suriye’nin bu planda üstüne düşen tüm sorumlulukları iyi bir şekilde yerine getirdiğini vurguladı. Makdisi; fakat planda kendi değimleriyle silahlı muhalefet ve teröristlerin de üstlerine sorumlulukların bulunduğunu, bu sorumlulukların hiç birinin yerine getirilmediğine dikkat çekti.

Makdisi; uluslararası güvenlik konseyinin bir kısım büyük güçler tarafından kullanıldığı konusunda Suriye’nin kesinlikle evhamlara kapılmadığına dikkat çekerek; dezenformasyon ve asılsız iddialarla farklı bir şekilde yansıtılan Suriye krizinin uzun bir zaman almamasının temenni edildiğini söyledi.

Suriye Elinden Gelen her Gayreti Gösterdi

Bir kaç gün önce kaçırılan Lübnanlı vatandaşlar davasına ilişkin bir soruyu cevaplayan Makdisi; en son Lübnan dışişleri bakanı ile Türk mevkidaşı arasındaki telefon bağlantısı haricinde bilgi olmadığını söyledi. Makdisi; eylemin Suriye tarafından kesinlikle şiddetle kınandığını ifade ederek, vatandaşların serbest bırakılmaları için devletin hiç bir çabayı esirgemediğini belirtti.

Makdisi bunun haricinde kaçırılan vatandaşlar konusunun serbest bırakılmalarında yardımcı olan ülke ve güçlere sorulmasının daha uygun olacağını ekledi.

Asıl Zarar Gören Devlettir

Bakanlık sözcüsü Makdisi; güvenlik konseyinin Huvla katliamlarına ilişkin tutumu konusunda; kınamanın yapıldığını ve sorumluluğun hükümete yüklendiğine işaret ederek, Suriye’nin kınamayla sorunu olmadığını, temelde zaten kendisinin bu çirkef katliamları kınadığına dikkat çekti. Aynı zamanda en büyük zarara uğrayanın da Suriye hükümeti olduğuna vurgu yaptı.

Suriye’nin kriz ve yaşanan sorunları itiraf ettiğini ve kabul ettiğine işaret eden Makdisi; fakat çözümün ülkenin istikrar ve güvenliğini sarsmakla değil, ancak ve ancak Suriye’ye yardım elini uzatmakla mümkün olduğunu belirtti. Makdisi; aksi halde çatışma istiyorlarsa Suriye’nin elinde olan tüm olanaklarla kendini savunmaya devam edeceğini, çıkarlarına uygun şekilde uluslararası düzeyde işbirliğinde bulunmayı sürdüreceğinin altını çizdi.

Terör Grupları ve Arkalarındaki Güçlerin Kabul Etmeleri Gerek

Krizin son bulması ve Huvla katliamının yeni bir sürecin başlangıcı olup olmadığı konusunda Makdisi bu konuda tarihi vermenin mümkün olmadığını, dışarıdaki muhalefetin yanında terör gruplarını destekleyen güç-ülkelerin diyalogu ve siyasi çözümü gerçekten kabul etmeleri halinde bitiş sürecinden söz etmenin mümkün olacağını söyledi.

Makdisi; Suriye’nin bölgesel ve uluslararası tüm siyasi çözüm girişimlerini kabul ettiğini ve bu yönde ilerlediğini belirterek, fakat çözüm tekerine çomak sokanların kim olduklarının artık her kes tarafından bilindiklerini ifade etti.

Dışarıdaki muhalefetin Suriye kamuyu ve seçimlerden korktuğuna işaret eden Makdisi; Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad’ın ülkeyi kalkındırmak ve onur verici geleceğini yapılandırmada yeterli çoğunluğa sahip olduğunun şüphesiz olduğunu vurguladı. Makdisi; bu gerçeğin hoşlarına gitse yada gitmese de kabul edilmesi gerektiğine işaret ederek Suriye’nin; batılı, Arap ve bir kısım bölge güçlerinin değil, sadece ve sadece Suriye halkının istediği şekilde demokratik geleceğini yapılandıracağını vurguladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı