Genel

Suriye’de teröristlerin devleti yıkma süreci sona erdi

Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı Sözcüsü Cihad Makdisi, Suriye’de devleti yıkma savaşının geri dönüşü olmayacak şekilde sona erdiğini, istikrarı yerleştirme, yenilenen Suriye’yi yükseltme ve perspektifleri reform sürecinin arkasına yığma, bu süreci bozmaya çalışanları engelleme mücadelesinin başladığını söyledi.

Makdisi dün akşam Suriye televizyonuna verdiği mülakatta, Suriye’nin kendisine düşman batı dünyasıyla diplomatik bir savaş verdiğini, BM Özel Temsilcisi Kofi Annan’ın misyonunu başarıyla uğratmanın gerekçeleri ortadan kaldırmak ve müttefiklerinin tutumunu pekiştirmek açısından kendi lehine olduğunu belirterek aynı zamanda Suriye’deki siyasi rejimin açılımcı olduğu, gerçeklerden korkmadığı ve söylediklerinden emin olduğunu kanıtlaması gerektiğine vurgu yaptı.

Suriye’nin Annan misyonunu ya da bir başka misyonu ülkenin egemenliğini koruma, istikrar ve ulusal güvenliğinin sarsılmasını engelleme ve uygulamadaki mantıksal paralellik ilkeleriyle ele aldığını ifade eden Makdisi, devletin vatandaşı diplomatik ve siyasi kararların perde arkası konusunda bilgilendirmesi gerektiğine işaret etti.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı, açık ve şeffaf olmanın meydanlara neden çıktığını ve yönetimini neden desteklediğini anlaması açısından Suriye vatandaşını güçlendirdiğini ve direncini arttırdığını dile getirerek Suriye’nin dünyadan baskı yapmasını değil yardım beklediğini vurguladı.

Suriye’nin İstikrarın sağlanması ve reformların gerçekleştirilmesine yardımcı olacak her girişimi memnuniyetle karşıladığına değinen Makdisi, Uluslar arası Güvenlik Konseyinin Annan planını destekleyen ve bağlayıcı olmayan bir başkanlık bildirisi yayınladığını, ardından Annan’ın Suriye’yi ziyaret edip Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad’tan gerçekleri öğrendiğini bildirdi.

Makdisi, “Annan olayları yandaş medya, bölgesel ve batılı güçlerin söylediklerinden uzak şekilde öğrenip iç muhalefet dâhil Suriye’deki birçok tarafla görüştü. Ardından tekrar Cumhurbaşkanı el-Esad’la görüştü ve iki tarafa uygun bir zeminde anlaşmaya varıldı” dedi.

Bakanlık sözcüsü, Annan’ın başlangıçta mantıksız yüksek tabanlı bağlayıcı olmayan ve Suriye’nin gerçek durumunun özellikleriyle uyuşmayan bir belge sunduğunu, iki gün sonra Suriye’nin Annan’a açıklayıcı bir yanıt gönderdiğini belirterek Annan’ın Suriye’ye gönderdiği bir heyetle yapılan üç günlük müzakerelerin ardından Annan girişiminin ortaya çıktığını kaydetti.

Suriye’nin Pusulası Devletin Egemenliğini Korumaktır

“Suriye Annan’dan Suriye krizini çözmesini değil samimi olmasını umduğumuz uluslar arası çabalarla destek vererek çözmesini bekliyor” diyen Makdisi, Suriye’nin herhangi bir anlaşma ya da girişimde pusulasının devletin egemenliğini korumak olduğuna vurgu yaptı.

Annan planındaki maddelerden birinin Arap gözlemciler heyetinin görevinde de olduğu gibi yerleşim bölgeleri ve kentlerden silahlı görüntülerin kaldırılması olduğuna değindi.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı Sözcüsü, “Suriye onlara ordunun nefsi müdafaa konumunda olduğunu ve bazı semtlerde rehin alınan sivil vatandaşları koruduğunu, ordunun yerleşim bölgelerinde bulunmaktan memnun olmadığını, barış ve güvenlik sağlandığı an çekileceğini söylüyordu” diye belirtti.

Silahlı görüntülerin ancak herhangi bir bölgenin doğal yaşamına dönmesi ardından kaldırılabileceğine dikkat çeken Makdisi, daha önce ordu çekildiğinde daha çok silahlanma olduğunun, semtleri ele geçirme ve devlete karşı rehin alma eylemlerinin çoğaldığının altını çizdi.

Bakanlık sözcüsü, uluslar arası meşruiyete aykırılık teşkil eden silahlı unsurların Suriye krizinde mevcut olduğu gerçeğinin yasal ve uluslararasınca belgelendiğini ve Arap gözlemciler heyetinin raporlarıyla kabul edildiğini bildirerek bunun siyasi çözümü ve reformları engellediğini kaydetti.

Çözüm Tek Taraflı Değil

Ateşkesin sadece devletin elinde olmadığını dile getiren Makdisi, “çünkü Suriye krizi karmaşık ve Annan misyonunun başarı unsurlarını sadece %40′ı Suriye’de mevcut, diğer unsurlar dış muhalefeti kucaklayan ve inadını pekiştiren ülkelerde mevut” diye konuştu.

Annan’ın muhalefeti ağırlayan, kışkırtan ve silahlandıran başkentleri ziyaret edip bunları engellemesi ve Suriye kanının akıtılmasına ortak olan basın kışkırtmasını durdurması gerektiğini ifade etti.

Makdisi, Annan ile Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Velid Muallim arasındaki anlaşma noktalarından birinin Annan’ın şiddetin durdurulması amacıyla yurt dışında ve ilgili taraflar yönünde çaba harcaması gerektiği olduğuna dikkat çekerek bunun şiddetin tek taraflı olmadığını itirafı sayıldığının altını çizdi.

Bakanlık sözcüsü, “muhalefet dış müdahale hariç hiçbir yasak olmadan diyalog masasına şeffaflıkla oturmalı ve batılı güçlerin değil bizim ve Suriyeli vatandaşın istediği Suriye üzerinde anlaşmalıdır” diyerek herkes için seçim sandığının ve anayasa mekanizmasının belirleyici olması gerektiğine işaret etti.

Ateşkes konusunda Annan’la anlaşmaya varıldığını, bağlantı mekanizmasını belirleyen bir çerçeve protokolünün imzalanması amacıyla müzakereler yapılacağını ve bunun bir bakıma askeri karaktere sahip olacağını söyleyen Makdisi, durumun Suriye egemenliğinin şemsiyesi altında durumu incelemek amacıyla Suriye’ye gelecek gözlemciler grubuyla koordinasyon niteliği taşıdığını kaydetti.

Bakanlık sözcüsü, Arp gözlemciler heyetiyle olanların Annan misyonunda tekrarlanmamasının güvence altına alınamayacağını belirterek gerekçeleri ortadan kaldırma oyununda geçmişten ders alarak ilerlemek zorunda olduklarını ifade etti. Tutuklular konusuna değinen Makdisi, “Cumhurbaşkanı el-Esad 5 af kararı çıkardı.

Bununla birlikte İçişleri Bakanlığı elini kana bulamayanları ve silahını teslim edenleri affetti. Hiç kimseden tutukluların serbest bırakılmasını söylemesine ihtiyacımız yok. Evlatlarımıza karşı herkesten daha şefkatliyiz. Öte yandan bu konu tamamıyla egemenlikle bağlantılı. Buna rağmen Suriye bu konuda işbirliğine hazır ve af süreci anayasal kanunlar çerçevesinde devam ediyor” diye belirtti.

İnsani Yardımlar Devletin Şemsiyesi ve Egemenliği Temelinde Gerçekleşecek İnsani yardımlar konusunda ise Makdisi, insani yardımlara karşı olmadıklarını, devletin şemsiyesi ve egemenliği altında olmasını temel aldıklarını dile getirerek bu yardımları sunacak örgütleri memnuniyetle karşılayacaklarını kaydetti.

Yabancı basın mensuplarını da memnuniyetle karşılayacaklarını dile getiren Makdisi, bunun Suriye kanun ve sistemleri çerçevesinde olacağına işaret etti.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı, Suriye tarafının Annan’la ortak anlaşmaya vardığını, Annan’ın devletin siyasi ve egemenlik mantığıyla silahlı şiddete yanıt vermesi gerektiğini kabul ettiğini bildirerek Güvenlik Konseyi bildirisinin siyasi süreci Suriye’nin yöneteceğine ilişkin anahtar bir cümle içerdiğini, bazılarının görevden çekilme konusundaki yorumlarının sona erdiğini söyledi.

Suriye yönetiminin muhaliflerden devlet adamı olmalarını beklediğini belirten Makdisi, herkesten yenilenen Suriye’de ülkenin istikrarına inanca, akılcı ve diyaloga dayalı rol almasını istediğini kaydetti.

“Suriye yönetimi her iki ayda bir muhalefetin nabzını yokluyor. Diyalog kapısını da her zaman açık bırakıyor” diyen Makdisi, diyalogu muhalefetin reddettiğine dikkat çekti.

Bakanlık sözcüsü, İstanbul toplantısına katılanların Suriye’nin dostları olmadıklarını ve ajandalarının dostluk amacı taşımadığını vurgulayarak Suriye’ye düşmanlık, istikrarını sarsma ve Annan’ın misyonunu engelleme hedefi taşıdığının altını çizdi.

İşbirliğinden Vazgeçen Araplardır

Arapların gözlemciler heyetinin objektif ve olumlu raporunu çarpıttıkları zaman Suriye’ye işbirliği rolünden vazgeçtiklerine işaret eden Makdisi, Suriye’nin Araplardan vazgeçen taraf olmadığını dile getirdi.

“Suriye Araplıkla Arap Ligini birbirinden ayırıyor. Olumsuz ortak Arap çalışmalarını yürütenlere de bunun böyle devam etmeyeceğini, tarihi ve jeopolitik nedenlerle bu ülkenin ortak Arap çalışmasını yürütemeyeceğini, Suriye, Mısır, Irak ve Suudi Arabistan’ın ortak Arap çalışmasının temellerini oluşturduğunu söylüyor” diyerek Suudi Arabistan’dan Suriye’ye yönelik tutumunu gözden geçirmesini beklediklerine, Mısırın da en kısa zamanda iyileşmesini umduklarına işaret etti.

Makdisi, Suriye’nin Araplığından vazgeçmeyeceğini bildirerek şu ana Arap davalarını ikili temelde savunduğunu ve yokluğunun Arap Birliğini zayıflattığını söyledi.

Hiç Kimse Suriye’yi Ortadan Kaldıramaz

Bazı Arap ülkelerinin siyasi inat sorunu yaşarken Suriye’ye düşman olan düşman ülkelerin bile hesaplarını yeniden gözden geçirdiğini belirten Bakanlık sözcüsü, Suriye krizinin üzerinden bir yıl bir ay geçmesi ardından pek çok ülkenin tutumlarını değiştirdiğine, bunun da projenin sona yaklaştığı anlamına geldiğine dikkat çekti.

Suriye demografisinin zafere ulaştığını ifade eden Makdisi, bu ülkelerin siyasi inatlarını bir yana bırakmaları gerektiğine, hiç kimsenin Suriye’yi ortadan kaldıramayacağını ve istikrarını vuramayacağına vurgu yaptı.

ABD’nin Annan’nın misyonu konusundaki demeçlerine değinen Makdisi, ABD’li yetkililerin çelişkili demeçler verdiklerini, bazı demeçlerde Annan’ın misyonunu memnuniyetle karşıladıklarını belirterek bunu Suriye’yi sevdikleri için değil mevcut gerçeklerin dayatmasıyla yaptıklarını ifade etti.

Annan planıyla ilgili ileriki aşamaya da değinen sözcü, ileriki aşamanın en bariz adımının gözlemciler konusunu düzenleyen protokolün imzalanması olduğunu, Suriye’nin yakında müzakereler yapılması amacıyla teknik bir heyeti kabul edeceğini söyledi.

Makdisi, “Suriye Annan misyonuyla olumlu işbirliğine bağlı kalacak. Fakat bazı somut gerçekleri göz önünde bulundurmak gerekiyor. Suriye tarafının görevi istikrarı sağlamak ve siyasi çözüme yönelmek amacıyla engelleri ortadan kaldırmak ve bazı durumları kolaylaştırmaktır” diyerek sözlerini noktaladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı