Genel

Suriye’ye karşı histerik bir siyasi, medya ve istihbarat kampanyası yürütülüyor

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşşar Caferi, Suudi Arabistan’ın BM Genel Kuruluna sunduğu Suriye’ye ilişkin karar tasarısının histerik ve yanıltıcı olduğunu, ülkelerin içişlerine müdahale etmeme ve ulusal egemenliğine saygı gösterme ilkesi başta olmak üzere uluslar arası meşruiyet ilkelerine ihlal teşkil ettiğini belirtti.

BM Genel Kurulunda konuşan Caferi, söz konusu karar tasarısının kabul edilmesinin Suriye içinde ve dışındaki teröristler ve radikal dincilere yanlış mesajlar vereceğini söyleyerek “çünkü diyalog ve anlaşmazlıkları barışçı yollarla çözmeye alternatif olarak yaptıkları terör eylemleri BM’ye üye ülkeler tarafından desteklenip teşvik edilmektedir.

Bu da Suriye ve bölgede durumu alevlendirme, şiddeti arttırma ve terörü desteklemeye katkıda bulunacak, tasarıyı kabul eden ülkeler dâhil terörü yaratan yerlere kadar ulaşacaktır” dedi.

Bu tasarıyı benimseyen ülkelerin silahlı terör gruplarına silah desteği vererek Suriye’deki durumu militarize etme ve siyasi çözümden uzaklaştırmada doğrudan rol oynarken tasarıyı silahlı çatışmaların önlenmesi başlıklı 34. bent altında sunmalarının şaşırtıcı bir ironi olduğuna dikkat çekti.

Caferi, Fransa Dışişleri Bakanının üç gün önce Katar, Suudi Arabistan ve başka ülkelerin silahlı terör gruplarına silah verdiklerini açıkladığına, bununla birlikte bazı medya organlarının silahlı gruplara Türkiye aracılığıyla ABD yapımı Stinger uçaksavar füzeleri ulaştırıldığını açığa çıkardığına değindi.

BM Daimi Temsilcisi sözlerine şöyle devam etti: “Karar tasarısını benimseyen bazı ülkeler Suriye’ye karşı histerik bir siyasi, basın, istihbarat ve medya kampanyası yürütüyor. Söz konusu ülkeler yurt içindeki onurlu barışçıl ulusal muhalefete değil silahlı terör gruplarına para, silah ve lojistik destek sunmaktadır.

Bu ülkeler aynı zamanda silahlı terör gruplarına siyasi ve medya örtüsü oluştururken Suriye halkına Annan planıyla çelişen yasadışı haksız ve tek taraflı yaptırımlar dayatmaktadır. BM kararlarıyla çelişen bu yaptırımlar bazılarının bildirilerinde gözyaşı döktükleri insani durumu daha da zorlaştırmıştır.” “Suriye’deki insani durumlardan endişe duyan ülkeler gerçekten samimi olsalardı silahlı grupları finanse etmek, silahlandırmak ve öldürücü ekipmanlar için harcadıkları milyarlarca doları insani yardımlara harcarlardı” diye konuştu.

Caferi, bu ülkelerin insani yardım sunma yönündeki vaatlerinin Suriye hükümetini insani yardımların ulaşmasını engelleyen konuma düşürmeyi hedeflediğinin, Suriye halkına hiçbir insani yardım ulaştırılmadığının altını çizdi.

Caferi, demokrasi ve insan haklarına saygı vahası sayılamayan, halklarına baskı uygulama ve göstericileri katletmede tereddüt etmeyen totaliter oligarşi rejimlerin yönettiği Suudi Arabistan, Katar ve Bahreyn gibi ülkelerin bu karar tasarısını sunması büyük bir dezavantajdır.

Tasarıyı benimseyen ülkelerin Suriye’deki durumların gerginleşmesinde büyük bir rol oynadığına dikkat çeken Caferi, aynı zamanda geçmişteki deneyimlerin gösterdiği gibi BM kararlarına uymayarak güvenilir olmadığını kanıtladığına işaret etti.

Caferi, BM Genel Kurulunun bu devletlerin siyasi, basın ve mali baskıları altında dünyada helal terörü yaygınlaştırmasına örtü oluşturmasına karşı uyararak Suriye güvenlik güçlerinin yaşanan kriz esnasında Arap ve yabancı uyruklu Kaide Örgütü, Selefi ve Vahhabi radikal dinci gruplara mensup çok sayıda teröristi öldürdüğüne ve tutukladığına işaret etti.

Caferi, terörü ve Kaide örgütünün eylemlerini kınayan, terörle mücadele yaftası altında savaş açan ülkelerin Suriye’deki radikal İslamcı grupları ve Kaide Örgütünün artan eylemlerini doğrudan yada dolaylı şekilde desteklemesinin bir ironi olduğunu ifade ederek bazı ülkelerin Suriye’ye terörist gönderilmesini finanse edip kolaylaştırdığının herkes tarafından bilindiğinin altını çizdi.

“Bu nedenle karar tasarısını sunanların bu teröristlere kasıtlı şekilde işaret etmemesi anlaşılır hale geliyor. Çünkü teröristleri kınamadan önce kendilerini kınamış olacaklar” diyerek çok sayıda batılı ülkenin toprakları üzerindeki selefi, vahhabi ve tekfiri olarak adlandırdığı terör yuvalarıyla mücadele ederken benzer terör yuvalarını Suriye’de harekete geçirme çabası harcadığına dikkat çekti.

Caferi, BM üyelerine terör, kaos, diğer ülkelerin içişlerine müdahale etme ve tek taraflı yaptırımları meşrulaştırmaya ortak olmamak için karar tasarısını oylamama çağrısında bulundu.

Caferi sözlerine şöyle devam etti: “Suudi Arabistan’dan Filistinli mültecilerin kaderleriyle oynama ve kendisi için çok değerli olduğunu iddia ettiği akan Suriye kanlarına gözyaşı dökmek yerine işgal ettiği Kızıldeniz’deki Sanafir ve Tiran adalarını kurtarmaya ilişkin bir karar tasarısı sunmasını bekliyorduk.”

Suudi ve Katar medyasının terör ve katliam kışkırtmasını kendisini şahsi olarak ve aile fertlerini ahlaksızca hedef alacak kadar ilerlettiklerine dikkat çeken Caferi, Suriye halkının çıkarlarını komplo kuranlara karşı savunmaktan onur duyduğunu vurguladı.

Caferi, Suudi Arabistan, Katar ve ABD’deki web sitelerinden kendisine ve Suriyeli diplomatlara ölüm tehditleri gönderildiğini söyledi.

BM Genel Kurulu Başkanının karar tasarısına karşı 106 sayılı maddeye aykırı peşin bir tutum aldığını belirterek bu maddeye göre başkanın tarafsız ve adil olması gerektiğini dile getirdi.

Diğer yandan Caferi, karar tasarısının oylanması ardından BM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, güvenlik konseyi, insan hakları konseyi ve BM genel kurulunun ard arda toplanmasına çağrıda bulunan ülkelerin silahlı terör gruplarının Suriye’deki eylemleri ve Suriye halkına yönelik katliamlarına örtü oluşturmaya çalıştıklarını ifade etti.

Caferi, karar tasarısının sadece İsrail çıkarları ve saldırılarına hizmet ettiğine işaret ederek Suriye halkı ve hükümetinin BM’den ve üye ülkelerden menşei İsrail ya da ideolojik olsun fanatizm ve terörle mücadelesinde yardımcı olmasını beklediğini bildirdi.

Suriye’nin şiddeti sonlandırma sorumluluğunu yerine getirmeye çalışırken terör gruplarının bu sorumluluklarına bağlı kalmadıklarını belirten daimi temsilci, bazılarının Suriye halkının bazı kesimleri ülkeyi terk etmeye ve tutukluluk kampları olarak nitelendirilebilecek kamplarda hapsedilen mültecilere dönüştürerek onurunu zedelemeye çalıştığını, insani yardım adı altında acıları üzerinden ticaret yaptığını dile getirdi.

“Bununla birlikte bazı kamplar Suriye’de çirkin katliamlar işlemek için Suriye’ye gönderilen teröristlerin toplandığı askeri üslere dönüştürülmüştür” diyen Caferi, AB’nin ulusal diyalogun başarıya ulaşması için tayin edilen Ulusal Uzlaşma Bakanına görevini teslim almasından birkaç gün sonra yaptırım uygulamasının şaşırtıcı olduğunu dile getirdi.

Dış müdahalenin Suriye halkının reform taleplerini 3. ve 4. öncelik sırasına yerleştirmek anlamı taşıdığına işaret eden Caferi, bu müdahalenin haklı talepleri dışarıdan yönetilen devlete karşı silahlı isyana dönüştürdüğünü söyledi.

Suudi Arabistan temsilcisinin Suriye’deki olaylar hakkında yanlış bir portre sunduğunu belirten Caferi, asayiş güçlerinin Şam’ın Yermük semtinde Filistinli mültecilere saldırdığının doğru olmadığının altını çizdi.

Caferi, semtteki Filistinli örgütlerin, Filistinli mültecileri silahlı isyana katmaya çalışan silahlı terör gruplarının semte saldırdıklarına ilişkin resmi bir bildiri yayınladıklarına işaret ederek terör gruplarını gözeten Suudi Arabistan ve Katar’ın Filistinli mültecilerin refah ve güvenliğini baltaladığına, çünkü karar tasarısının Filistinli mültecileri hedef alan İsrail’in çıkarlarına hizmet ettiğine dikkat çekti.

Caferi, “Suudili temsilci Suudi Arabistan Ordusunun Kıteyf ve Avvamiye bölgelerinde Suudi Arabistanlı vatandaşların barışçı reform taleplerine silahlı şiddetle yanıt vermesi konusunda ne düşünüyor? Suudi Arabistan güçlerinin Bahreyn’de ne aradığını açıklayabilir mi?” diye sorarak Suudili temsilcinin karar tasarısını Arap topluluğu adına sunduğunu söylediğine, iki Arap ülkesinin bu tasarıyı onaylamadığına dikkat çekti.

İsrail devletinin uyguladığı terörün dünyada terör kültürünü yaygınlaştırdığına işaret eden Caferi, “İsrail temsilcisinin de söylediği gibi olimpiyat oyunları düzenlenmeli, fakat terör dallarında düzenlendiği zaman İsrail birinciliği alacaktır” dedi.

Caferi, İsrailli elçinin kimyasal silahlardan endişe ve korkusunu dile getirmesinin ikiyüzlülük ve aldatma olduğunu belirterek İsrail’in kitle imha silahlarının yayılmasını önleme anlaşmalarının hiç birine imza atmadığı gibi 300 nükleer başlıklı füzeye sahip olduğunun altını çizdi.

Caferi, “İsrailli temsilci asılsız yardım nidalarını kendine saklasın. Suriye halkının bu zehirlere ihtiyacı olmadığı gibi Suriye’nin Golan topraklarının işgalden kurtarılmasını sabırsızlıkla bekliyor” diye konuştu.

Sorumsuz İsrail politikalarının dünya ve bölgede daha çok terör, şiddet ve tırmandırmaya yol açacağına işaret eden Caferi, sözde uluslar arası toplumun bir yerde terörle mücadele ederken başka bir yerde İsrail terörünü desteklediğini kaydetti. Caferi konuşmasını şu sözlerle noktaladı: “Suudi Arabistan, Katar ve batı karar tasarısı sadece İsrail çıkarları ve saldırılarına hizmet ediyor.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu