Genel

Suriye’ye yaptırım dayatan ülkeler insan haklarını vitrin olarak kullanıyor

Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı dün BM genel sekreteri ve Uluslararası İnsan Hakları Konseyine yönelttiği bir raporda; Suriye’ye dayatılan yaptırımların, dünyada insan haklarının üstüne dayandığı tüm temel ve ilkelere ihlal teşkil etmesinin yanında Suriye halkı hakkında ekonomik terör niteliğinde olduğunun altını çizdi.

Bakanlık Suriye’ye dayatılan 58’den fazla yaptırım paketinin insan haklarının üstüne yapılandığı temel ilkeleri hiçe sayarak ihlal ettiğine işaret ederek, yaptırımları dayatan ülkelerin takındıkları tutumların riyakarlıktan ibaret olduğunu ifade etti. Bu ülkelerin, egemen ve bağımsız başka ülkelerin içişlerine müdahale etmek ve boyunduruğu altına almak için insan haklarını vitrin olarak kullandıklarına dikkat çeken Bakanlık; Suriye’de insan haklarını ihlal etmenin nasıl Suriye halkına destek sayılabileceği sorusunu vurguladı.

Bakanlık Suriye halkının iki kez silahlı terör gruplarının kurbanı olduğuna dikkat çekti. Bunların ilkinin terör gruplarının uyguladıkları direk öldürme eylemleriyle olduğunu ifade eden Bakanlık; ikincisinin ise bu terör gruplarını barındıran maddi ve manevi her türlü desteği sağlayan ülkelerin dayattıkları yaptırımlarla olduğunun belirtti.

Suriye’ye dayatılan yaptırımların Suriye halkı ve insan haklarını nasıl olumsuz etkilediğine ışık tutan Bakanlık; ABD, AB, Arap Ligi, Türkiye, İsviçre, Japonya, Kanada ve Avustralya tarafından dayatılan 58 yaptırım paketinin nasıl bir ihlal teşkil ettiğini açıkladı.

Bakanlık bu yaptırımların; kimseyi korkutma yada muhtaç etme girişiminde bulunmama, düşünce ve ifade özgürlüğünü ihlal etmeme, kalkınma ve çalışma hakkının yanında gıda ve sağlık hakkı, hareket özgürlüğü hakkı, fakirlik ve yoksulluğa maruz kalmama ve konut hakkı gibi Suriye halkının bir çok temel hakkına aykırı düştüklerinin altını çizdi.

Bu yaptırımları dayatanların tutumlarını Riyakarlıkla nitelendiren Bakanlık bu ülkeleri; egemen-bağımsız başka ülkelerin içişlerine müdahale etme ve bu ülkeleri boyunduruk altına alma çabalarında insan haklarını vitrin olarak kullanmalarıyla itham etti.

Raporunda Bakanlık; ‘Suriye halkını savunma ve onu koruma’ çığırtkanlığı yapan ülkelerin iddialarını çürütürken, bu iddiaların gerçeklerden ne kadar uzak olduğuna dair örnekler takdim etti. Bakanlık; bu ülkelerin Suriye’de düşünce ve ifade özgürlüğü iddialarında bulundukları bir zamanda Suriye’de gerçekleri ortaya koymaya çalışan çok sayıda yazılı, görüntülü ve işitsel medya kanalına yaptırımlar ve ambargolar uyguladıklarına işaret etti. Aynı zamanda bu ülkelerin Suriye halkının internete ulaşma hakkını bağıran ülkelerin, diğer yandan da internet, iletişim, bilgisayar ve elektrikle ilgili tüm cihaz ve donatıların satılmasını yasakladıklarını, internet teknolojisini menettiklerine dikkat çekti.

Suriye Standardizasyon ve Metroloji Kurumuyla her türlü işbirliğini yasaklamanın nasıl ‘insan haklarını koruma’ olarak sayıldığını sorgulayan Bakanlık; temelde bu kurumun tüketici, yazar, mucit ve üretici olan hereksi koruyan, bunlara hizmet eden bir kurum olduğuna vurgu yaptı.

Raporunda tamamen halka hizmet amaçlı olan Halk Kredi Bankası, Tasarruf Fonu, Emlak Bankası, Ziraat Bankası ve Sanayi Bankasının hesaplarını donduranların Suriye halkına nasıl yardım ve koruma sağladıklarını sorgulayarak, bu bankaların tümünün dar ve orta gelirli tabakaya yönelerek hizmet ettiklerini, küçük yatırımcıları desteklediklerini, halkın ekonomisini hareketlendirmede önemli bir etken teşkil ettiklerinin altını çizdi.

Dayatılan yaptırımların kış ayları boyunca halkı oldukça zor koşullarda bırakan elektrik, doğalgaz ve petrol krizinde nasıl bir etken teşkil ettiğine değinen Bakanlık; haklarını savunduklarını ve onları koruduklarını iddia ettikleri halkın soğuk havalar nedeniyle yaşadığı sorunlara ışık tuttu. Bakanlık bunların yanında bu yaptırımlar neticesinde çiftçilerin seralarında, sanayicilerin de fabrikalarında meydana gelen ekonomik zarar, bu işlerde çalışan işçilerin işsiz ve gelirsiz kaldıklarına vurgu yaparak tüm bunların nasıl Suriye halkına destek yardım ve koruma sayılabileceği sorularına işaret etti.

Bakanlık; yakıtlardaki eksikliği telafi etmede Suriye halkının elektrik enerjisine yönelmeleri önünde yollarını kesme amacıyla da AB’nin, Avrupa Yatırım Bankasının Suriye’de elektrik üretim projelerine finansını durdurarak toplu yaptırımlar dizini tamamladığına dikkat çekti.

Yaptırımları dayatan ülkelerin Suriye halkını savunduklarını iddia ettikleri bir zamanda bu halkı vahşi terör eylemleriyle hedef alan silahlı gruplara sınırsız destek sunduklarını, onları finanse ettiklerini ve barındırdıklarını belirten Bakanlık; bu ülkelerin direktif ve yönlendirmeleriyle çalışan söz konusu silahlı grupların yaptırımların etkisini pekiştirmek için halka mazot taşıyan tankerleri gasp ettiklerini, bu tankerleri havaya uçurduklarını yada taşıdıkları mazotu herhangi bir şekilde ziyan etmeye çalıştıklarını kaydetti.

Bakanlık; bu terör gruplarının; devletin halka sağladığı mutfak tüplerini insanları barbar eylemlerle katletmekte kullandıklarına işaret ederek, tüm bunların halka ve ekonomiye verdikleri zarara dikkat çekti. Bakanlık raporunda ABD ve Avrupa’nın son olarak Suriye’ye dayattıkları yaptırımları ekonomik terör olarak nitelendirdi. Raporda ABD Başkanının 01-05-2012 tarihli kararına işaret edilerek; ABD’nin Suriye’ye dayattığı yaptırımlara uymayan başka ülkelerin vatandaşları ve kurumlarına yaptırım uygulamayı içermesinin yanında Amerikalı yetkililerin bölge ülkelerinde dolaşarak yaptırımlara uymayanlara tehditler savurduklarına dikkat çekildi.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı raporunda; Suriye vatandaşının haklarını gasp etme ve ihlal etmenin, nasıl Suriye halkını koruma yada savunma sayıldığı sorusunun altını önemle çizdi.

Suriye halkına dayatılan toplu yaptırımların hiç bir meşruluğu olmadığını ifade eden Bakanlık; dış ajandaları uygulamanın yanında başkalarının boyundurukluğuna girmeyi reddeden Suriye halkını cezalandırma niteliği taşıdığını belirtti.

Bakanlık; tüm bunların BM misakı ve uluslararası tüm kanunların yanında insan hakları temel ve ilkelerine ciddi bir ihlal teşkil ettiğine vurgu yaptı.

Suriye’ye yaptırım dayatan ülkelerin tutum ve icraatlarının, Suriye halkının özgür bir şekilde düşüncesini ifade etmekle birlikte terör ve kaostan uzak olarak geleceğini yapılandırma hakkından mahrum etmeye çalışan silahlı terör gruplarının tutum ve icraatlarından farkı olmadığını belirten Bakanlık; Suriye halkının iki defa silahlı terör gruplarının kurbanı olarak düştüğünü açıkladı. Raporda Suriye halkının ilk defasında, silahlı terör gruplarının uyguladıkları direk öldürme eylemlerinin kurbanı olduğunu, ikinci defasında ise bu gruplara her türlü desteği sağlayan ülkelerin dayattıkları yaptırımların kurbanı olduğunu ifade etti.

Bakanlık; uluslararası toplumdan, kalkınmakta olan ülkelere karşı dayatılan bu ve diğer tüm yaptırımları kınamasını talep ederek, BM kararları ve misakının tam, dürüst ve tarafsız bir şekilde uygulanması talebinde bulundu. BM kararı olmadan yaptırım uygulamanın insan hakları ve BM misakına mutlak bir şekilde aykırı olduğunun altını çizen Bakanlık; kalkınmakta olan bağımsız ülkelerin politik iradelerini etkilemek, ekonomilerini sabote etmek, bu ülkeler ve halklarının özgür seçeneklerini değiştirmek, boyunduruk altına almak için insan haklarının bahane olarak kullanılması yada yaptırımların uygulanmasının kınanması çağrısında bulundu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı