Genel

Uluslar arası toplum terör gruplarına silah temin edip barındıranları belirlemeli

Uluslar arası toplumdan Annan planına aykırı faaliyetlerde bulunup silahlı terör gruplarını silahlandırıp barındıranları belirlemesini talep etti.

BM Temsilcisi Caferi, Huvla katliamının yaklaşık bir yıl önce başlayan Suriye krizinin başlangıcını oluşturmadığını söyleyerek güvenlik konseyindeki büyükelçilerin bir kısmının yüksek bir sorumlulukla Suriye’de üçüncü bir unsurun, silahlı grupların bulunduğunu kabul ettiğini, Suriye’nin bir yıldan bu yana bunu açıklamaya çalıştığını kaydetti.

BM Temsilcisi, Suriye halkının bazı Arap ve bölge ülkelerinin yanı sıra bir kısım dünya ülkeleri tarafından korunan, eğitilen ve finanse edilen silahlı terör gruplarıyla karşı karşıya olduğuna dikkat çekti.

Caferi, Suriye’nin BM Genel Sekreteri, uluslar arası güvenlik konseyi üyeleri ve BM ajanslarına bazı silahlıların adı ve kimlikleri, Suriye’ye kaçırılan silahların miktarı ve türü ve kaçırılma tarihi konusunda yüzden fazla mektup gönderdiğinin altını çizdi.

Lübnan yönetiminin Libya’dan gelen ve Suriye’deki silahlılara ulaştırılması planlanan silahlarla yüklü bir gemi yakaladığını hatırlatan Caferi, Suriye’de Libya ve Tunus uyruklu 26 teröristin yakalandığına, öldürülen yabancı teröristlerin de kimliklerinin açıklandığına işaret etti.

BM Daimi Temsilcisi, Selefi Suriyeli bir muhalifin üç gün önce Lübnan televizyonlarından birine Cidde’den canlı yayına bağlanarak Türkiye’den gelmekte olan Lübnanlı vatandaşları Suriye topraklarından kaçırma sorumluluğunu üstlendiğine değindi.

Suriye Tehlikeli Silahlı Terör Gruplarıyla Mücadele Ediyor

“Bu nedenle daha fazla kanıt sunmaya gerek yok. Çünkü herkes Suriye’nin tehlikeli silahlı terör gruplarıyla mücadele ettiğini biliyor” diye ekledi.

Caferi, “Almanya Büyükelçisi kendisinin ve hükümetinin Huvla’daki Suriyeli çocuklara gösterdiği önemi dile getirirken UNIFIL güçlerine bağlı deniz birliklerinin Libya’dan gelen silah yüklü geminin Lübnan deniz sularını geçmesine izin verdiğini unuttu” diye belirtti.

Bir kısım ülkelerin Suriyeli Büyükelçi ve diplomatların görevlerine son vermesi konusunda ise Caferi, diplomasinin yaptırım, herhangi bir ülkeye saldırma ya da diplomatlarını kovmaya değil uluslar arasında diyaloga dayandığını ve uzlaşmacı siyasi çözümler bulma görevi taşıdığını söyleyerek bu davranışların Suriye krizine yönelik gerçek niyetleri ortaya koyduğunun altını çizdi.

Bazı tarafların Huvla katliamından Suriye hükümetini sorumlu tutmaları konusunda ise Caferi, “BM Genel Sekreteri Yardımcısı Herve Ladsous hükümeti suçlamamış sadece şüphelerini dile getirmiştir. Emin olmakla kuşku içinde olmak arasında büyük bir fark var. Ulusal soruşturma komisyonun iki gün içinde açıklayacağı sonuçlar her şeyi açığa çıkaracak” dedi.

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Caferi; eli kanlı teröristlerin yakın bir süre içinde Homs kırsalındaki Huvla, Teldo ve Şomariye bölgelerinde 3 ayrı katliam işlediklerinin altını çizerek, bu katliamlarla fitneyi körükleme ve uluslararası kamuoyunun tepkisini toplamayı hedeflediklerini söyledi.

Güvenlik Konseyinin Suriye ordusunun çekilmesini talep eden son başkanlık bildirisine de değinen Caferi, Suriye yönetimin orduyu çektiğine dikkat çekerek “fakat bir ironi yaşanıyor. Sivilleri korumak için ordu ve güvenlik güçlerini konuşlandırdığımızda eleştirilere maruz kalıyoruz. İnsanları katleden silahlı gruplarla mücadele etmediğimiz zaman sivilleri korumadık diye eleştiriliyoruz. Hükümetin sivilleri korumak için güvenlik güçlerini konuşlandırmasını gerektiren durumlar ortaya çıkıyor” diye konuştu.

Körfez ülkeleri hükümetlerine ve Suriye’de iç savaşı alevlendirmek isteyen ülkelere Annan planının başarısızlığına bel bağlamama çağrısında bulunan Caferi, Suriye hükümetinin meşru siyasi muhalefeti ulusal diyaloga çağırdığını, fakat düşman hükümet ve ülkelerin silahlı grupları ve Suriye dışındaki muhalif kanadı diyaloga girmemeye teşvik ettiğini vurguladı.

Caferi, bazı tarafların bölünmüş muhalif grupları şiddeti durdurmaya çalışan Suriye hükümetine şantaj yapmak amacıyla birleştirmeye çalıştığına işaret ederek şiddeti durdurmaları için silahlı terör gruplarına ve bu gruplara destek veren Arap ve bölge ülkelerine baskı yapma zorunluluğuna dikkat çekti.

Bazı büyükelçilerin silahlı teröristlerin varlığını itiraf etmeleri konusunda ise Caferi, bazı büyükelçilerin Suriye’nin yaklaşımına ortak olurken bir kısmının barışı ve güvenliği koruma yönünde sorumsuzca davrandıklarını ifade etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı