Genel

Uluslararası güvenlik konseyinin asıl gündemi İsrail işgali olmalıdır

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşşar el-Caferi; uluslararası güvenlik konseyinin ‘Ortadoğu’daki Durum’ başlığı altında dün düzenlediği açık oturumda Suriye Arap Cumhuriyetinin beyanını okudu.

Caferi konuşmasında Suriye heyetinin; güvenlik konseyinde bir kısım heyetlerin sürekli olarak gündemi saptırmaya çalıştıklarına yeniden dikkat çekmek istediğini belirtti.

Uluslararası Güvenlik Konseyinin ‘Ortadoğu’daki Durum’ başlığı altında düzenlediği oturumda bilinen barış dayanakları ve kararları kapsamında İsrail’in Arap topraklarına işgaline son verme ve Arap – İsrail çatışmasına çözüm bulmayı amaçladığına vurgu yapan Caferi; güvenlik Konseyinde bir kısım ülke heyetlerinin bu gündemi ve oturum hedefini saptırmaya çalıştıklarının altını çizdi.

Sözlerine devam eden Caferi; bir kısım tarafların bu süreç içinde dünyada nüfuz sahibi ülkelerin desteği neticesinde İsrail’in devam eden inatçılığı nedeniyle Arap – İsrail çatışmasına çözüm bulmadaki başarısızlığı örtbas etmeye çalıştıklarını belirtti.

Bu tarafların İsrail’in Arap topraklarına işgaline son verme ve başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin devletinin 1967 yılı sınırları üzerinde kurulmasına ilişkin güçlü uluslararası karar ve dayanakları zayıflatmaya ve cevherini sabote etmeye çalıştıklarına vurgu yapan Caferi; güvenlik konseyi gündeminin başka yönlere çekilmesi tehlikesinden uyardı.

Suriye’nin BM’deki Daimi Temsilcisi Caferi; oturumun belirlenen gündeminin cevherine bağlılığı çerçevesinde tartışmaları başka yöne almayacağını ve bir kısım tarafların oturumda Suriye’ye karşı bulundukları asılsız iftiralara cevap vermeyeceğini söyledi.

Caferi; oturum gündemini değiştirmenin kesinlikle ve mutlak bir şekilde İsrail’in çıkarlarına hizmet ettiğini ve Filistin halkının meşru haklarını baltaladığını belirtirken, bir kısım tarafların asılsız iddiaların ayanında gizli yada aleni bir şekilde İsrail’e sağladıkları desteğe ve hizmete işaret etti.

İddialarda Bulunan Ülkelerin Kendileri İsrail’i Koruyor

İsrail’in uluslararası kararları, insan hakları, insani ve ahlaki tüm ilkeleri sistematik bir şekilde ihlal ettiğini, hiç bir şekilde bunlara saygı duymadığını belirten Caferi; aynı tarafların İsrail’e örtü ve destek temin ettiklerine işaret etti.

Caferi; İsrail’in BM’nin 1948 yılından beri aldığı ve işgal edilen Arap topraklarından 1967 yılı sınırlarına kadar çekilmesini öngören kararlara hiç kulak vermediğine işaret ederken, İsrail’in bu kararlara ve Ortadoğu’da adil-kapsamlı barışın gereksinimlerine uymamasının asıl nedeninin uluslararası düzeyde ona sağlanan destek ve örtü olduğunu ifade etti. Bu bağlamda Caferi; İsrail’in işlediği suçların cezasını çekmeme ve ciddi her hangi bir caydırıcıyla karşılaşmamasının yanında insan hakları ve demokrasi gibi asil ilkeleri korumaya çalıştığını iddia eden ülkelerin direk koruması altında olmasının İsrail’e gayrimeşru bir dokunulmazlık sağladığını ifade etti.

İsrail’e nükleer silah ve güçlü denizaltıları sağlayan ülkelerin onu koruyan ve destekleyen aynı ülkeler olduklarına işaret eden Caferi; dolayısıyla uluslararası güvenlik konseyinin BM misakı ve kararlarını İsrail’e uygulamada başarısız kalacağına dikkat çekti. Caferi; bundan daha kötüsünün ise; BM’nin aciz bir taraf haline geldiğine işaret ederken, İsrail’in bir öndeki saldırılarından sonra bu süreç içinde yeni bir düşmanlığa hazırlık yaptığını ekledi.

Caferi; İsrail’in işgal altındaki Arap topraklarını Yahudi yerleşim birimleriyle doldurduğunu, başta Aksa Mescidi olmak üzere kutsal mekanları ve ibadethaneleri ihlal ettiğini, insan haklarını ve uluslararası hukuku hiçe saydığını ifade ederken, insan hakları, demokrasi ve daha başka değerleri koruduklarını iddia edenlerin bu bağlamda attıkları ciddi adımları sorguladı.

Bu iddialarda bulunan ülkelerin temelde bölgedeki anlaşmazlık ve çatışmaların sorumluları olduğuna işaret eden Caferi; AB’nin, tüm bu ihlallerine rağmen İsrail’le ilişkileri pekiştirmek için son olarak imzaladığı 60 protokole işaret etti.

Caferi; İsrail’in Filistin topraklarında bulunduğu çirkef icraatların yanında aynı şekilde Suriye’nin işgal altındaki Golan topraklarında da benzer icraatlarda bulunduğuna ve Golan topraklarından çekilmesini öngören BM’nin 1981/497 sayılı kararını yerine getirmeyi reddettiğine vurgu yaptı. Aynı şekilde Arap topraklarında terör, ırkçılık, baskı ve dayatma politikaları izlediğini söyleyen Caferi; Golan topraklarını parçalamaya çalıştığını ekledi.

Tüm Şikayetler Göz Ardı Edildi

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Caferi; Suriye’nin Genel sekreter ve güvenlik konseyinin tüm üyelerine resmi olarak şikayetlerin sunulduğunu belirterek son olarak 17 Temmuzda sunulan şikayet dahil tüm bu şikayetlerin göz ardı edildiğini ve dikkate alınmadığını vurguladı.

Caferi; genel sekreterlik temsilcilerinin şikayetleri güvenlik konseyindeki aylık raporlarında ele almakla kalmadıklarına işaret ederek, ‘Ortadoğu’daki Durumlar’ adı altında düzenlenen oturumda Golan topraklarında yaşanan hiç bir duruma değinmediklerini açıkladı.

Genel sekreterlik temsilcilerinin tekrarlanan bu açık çifte standartlı tutumlarının sorumluluk ve misyonlarına tamamen aykırı düştüğünü belirten Caferi; gerçekleri BM ve güvenlik konseyi üyelerinden saklamanın İsrail’e suçlarını sürdürmede teşvik sağladığını kaydetti.

Bir Kısım Ülkeler Teröristlere Desteklerini Sürdürüyor

Öte yandan Caferi; bir kısım tarafların Suriye ve Lübnan arasındaki ilişkileri sabote etmeye çalıştıklarına işaret etti.

Caferi; Suriye’nin Lübnan’da ilgili resmi kurumların sınırları kontrol etmek için aldığı icraatları takdirle karşıladığını ifade ederken, fakat asıl sorunun Lübnanlı bir kısım siyasi akımların yanından bir kısım ülkelerin teröristlere sağladıkları destekte yattığını belirtti.

Bir kısım ülkelerin Lübnanlı kimi siyasi akımlarla birlikte Suriye’ye silah ve terörist sızdırma, Lübnan toprakları üzerinde Suriye’de kanlı terör eylemlerinde bulunan teröristleri barındırma, finanse etme, eğitme, onlara her türlü destek ve örtüyü temin etmeye çalıştıklarının altını çizdi.

Caferi Lübnan toprakları üzerinden Suriye’ye sızan teröristler, silahlar ve cihazlar konusunda güvenlik konseyi üyeleri ve genel sekreterliğe bir dizi belge ve kanıtın teslim edildiğini söyledi.

Bunlar Timsah Gözyaşlarıdır

Bir kısım ülke temsilcilerinin Suriye halkının haklarını savunduklarını iddia ederek timsah gözyaşları döktüklerine işaret eden Caferi; bu ülkelerin Suriye halkını, mülklerini ve hizmet kurumlarını hedef alan teröristlere sağladıkları desteğe dikkat çekti.

Caferi; aynı ülkelerin Suriye halkına karşı yaptıkları provokasyon ve uyguladıkları yaptırımlara işaret ederek, medya kanallarının ise kan ve şiddeti tırmandırmak için uydurdukları asılsız haberlere ve iftiralara vurgu yaptı.

Bu ülkelerin kanlarını akıttıkları Suriye halkı için timsah gözyaşları dökmeleri yerine Annan planı gibi siyasi çözüm yönündeki çabaları desteklemelerinin daha doğru olacağına dikkat çeken Caferi; Suriye halkının ulusal birlik beraberlik içinde herkesin maskesini düşürdüğünü vurguladı.

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Caferi; Suriye’nin halkının birliği ile bu zor süreci atlatacağını, daha güçlü bir şekilde onur verici tutumlarını sürdüreceğini söyledi.

p

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı