GenelSuriye Dostları

Şeyh Naim Kasım: İslam İnkılabı’nın bereketiyle onurlu adımlar atabildik

İran İslam Cumhuriyeti’nin milletlerin esin kaynağı, direnişin büyük rüknü ve Filistin’i özgürleştirme projesi olduğunu söyleyen Lübnan Hizbullah’ı genel sekreter yardımcısı, “Biz, İran İslam Cumhuriyeti, Rehber ve Veliy-i Emrimiz İmam Hamaney ile olan ilişkilerimizden gurur duyuyoruz” dedi.
Tasnim Haber Ajansı’nın Lübnan MTV kanalından naklen verdiği rapora göre, İran İslam İnkılabı’nın zafer yıldönümü münasebetiyle El-Müçteba Merkezi’nde bir konuşma yapan Lübnan Hizbullah’ı genel sekreter yardımcısı Şeyh Naim Kasım, “Bu İnkılab, İslami uyanışın oluşması, bölge halklarının teşviki ve katıksız İslam’ın yeniden anlaşılmasında etkili olmuştur” dedi.
“Biz, İran İslam İnkılabı’ndan çok şey öğrendik ve deneyiminden yararlandık” diyen Şeyh Naim Kasım, şöyle devam etti: İslam İnkılabı’nın bereketiyle onurlu adımlar atabildik. Bizler, mezhepsel, taifeci ve önyargılı bir bakışla İran’a bakmıyoruz, aksine bu ülkeye, ümmetimizin özgürlüğü ve kerametinin oluşmasında ihtiyaç duyduğu birçok şeyi gerçekleştiren düşünsel, bilimsel ve siyasal bir model olarak bakıyoruz.
İran’ın, bağımsız bir gücün ve özgür karar almanın yapımı için model olduğunu ve bu ülkenin bölgesel ve uluslararası alanların tümünde kendini ispatladığını dile getiren Şeyh Naim Kasım, “İran’ın Lübnan’a ve buradaki direnişe yardım ettiğini ancak karşılığında bir şey almadığını” söyledi.
Şeyh Naim Kasım, şunları belirtti: İran İslam İnkılabı’nın 1979 yılında İmam Humeyni (r.a) önderliğinde zafere ulaşması bizim için İlahi bir nimetti, İmam (r.a) İslam dinini demode olmuş fikirlere karşı dirilterek bereket dolu İslam Devleti’ni Doğu ve Batı arasında kurabildi; ki mucize gibi bir şeydi. Zira, ABD ve Sovyetler Birliği arasında bölünmüş bir dünyada İslami bir devletin ortaya çıkması nasıl mümkün olabilirdi? Ve bu devlet, önderinin yani İmam Humeyni’nin (r.a) dilinden ne Doğu ne Batı sadece İslam Devleti olduğunu, bizleri Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.a) dönemine irca edip dinin öğretilerini kurumsallaştırdığını ilam etti.
“İran İslam İnkılabı’nın İslami uyanışın oluşmasında, bölge halklarının bilinçlenmesi ve katıksız İslam’ın yeniden anlaşılmasında etkili olduğunu ve kendilerine çok şey öğrettiğini” diyen Şeyh Naim Kasım, “İslam Devrimi’nin deneyimlerinden yararlanarak ileriye dönük büyük adımlar atabildiklerini ve İmam Humeyni (r.a) ve ardından İmam Hamaney rehberliğinde yoluna devam eden bereket dolu bu inkılabın zaferini İran milletine ve bütün dünya milletlerine tebrik ettiklerini” belirtti.
Lübnan Hizbullah’ı genel sekreter yardımcısı, şu açıklamada bulundu: Biz İran’a önyargılı, mezhepsel ve taifeci bir bakışla bakmıyoruz, aksine ümmetimizin özgürlüğü ve kerameti yolunda ihtiyaç duyduğu birçok şeyi gerçekleştirebilmiş olan düşünsel, bilimsel ve siyasal bir model olarak bakıyoruz. İran, bağımsız bir gücün ve özgür kararın oluşturulması için bir modeldir ve hem bölgesel hem de uluslararası alanların tümünde varlığını kanıtlamıştır. İran bölgede ulusal güvenliğin dayanak noktasıdır ve bütünlüklerini, sınırlarını ve kendi nesillerinin geleceğini korumak için bütün ülkeler İran’la işbirliği yapmaya muhtaçlar. İran, milletlerin ilham kaynağı, direnişin temel taşı ve Filistin’i özgürleştirme projesidir. Biz, İran vasıtasıyla özgür olmamız gerektiğini, mücadele edip hedeflerimize yani izzet ve keramete ulaşmak için dik durup karşı çıkmak gerektiğini öğrendik. İran, sürekli kendi savunma pozisyonunda olmuştur.
Şeyh Naim Kasım, şöyle devam etti: İran’ın 1979 yılından günümüze kadarki tarihini inceleyen herkes, İran’ın hiçbir ülkeye saldırmadığını yada kendi çıkarları dışındaki hiçbir şeye dehalet etmediğini görecektir; oysa, neredeyse herkes İran’ı taaruzun hedefine koymuştur, özellikle Irak ve İran savaşında doğudan batıya kadar bütün dünya İslami İran’ın aleyhine seferber oldu. İran kendini savunma pozisyonunda olduğu halde ülkeler ve büyük güçler İran’a karşı uygun bir davranış sergilemediler. İran sürekli elini uzatıp “ortak noktalar çerçevesinde işbirliğine hazırız” vurgusunu yapmıştır.
Şeyh Naim Kasım, şu açıklamayı yaptı: İran İslam Cumhuriyeti ile olan ilişkilerle, Rehber ve Veliy-i Emrimiz İmam Hamaney ile olan irtibatımızla kıvanç duyuyoruz. Bu irtibat, bizim ve ülkemiz için gerçekleştirdiği çıkarların tümünü içeren ahlaki, fikri ve dini bir irtibattır. Cihad sahasında yada başkalarıyla teammül hususunda ahlaki ve davranışsal bir modelin sunulması veya meşru meseleler doğrultusundaki çalışmalarımızda yaptığımız bütün girişimler, Veliy-i Emr’in bereketi ve direktifleri sayesinde olmuştur ki Allah’ın izniyle onun talimatları bölgede etkili olacaktır.
“İran’ın Lübnan’a ve direnişe birçok şey verdiğini ve karşılığında hiçbir şey almadığını” diyen Şeyh Naim Kasım, şöyle söyledi: Bazıları, ‘İran kazançlı çıktı’ diyor, İran’ın kazancı kendi imanı ve akidesinin sonucudur fakat biz alanda özgürlüğümüzü ve kerametimizi elde ederek hedeflerimizi gerçekleştirdik. İran bizden bir şey almadığı halde biz herşeyi İran’dan aldık, İran hedeflerini gerçekleştirmedi ama biz hedeflerimizi gerçekleştirdik ve İran’da onlardan yararlandı, zira hedefleri hedeflerimizle uyum içindeydi. Bugün eğer bir kimse olayları incelerse, 2000 yılında İsrail’i Lübnan’dan çıkararak 2006 ‘da ona karşı zafer kazanıp 2015 yılında ihtişamını kırdığımızda kendi modelimizi İran’ın ve direniş projesine inanan tüm kesimlerin desteğiyle orta yere koyduğumuzu fakat onun büyük ve olumlu sonuçlarının Lübnan’da, Filistin’de, bölgemiz ve halklarımızın çıkarına olan sonuçlar olduğunu görecektir. İran’da bu açıdan hoşnuttur, zira biz meşru hedeflerimizi gerçekleştirdik ve direniş aracılığıyla bir kez daha bölgenin dengelerini değiştirmeyi ezcümle Lübnan’daki direnişe darbe vurmayı amaçlayan yeni Ortadoğu projesini akamete uğratabildik.
Şeyh Naim Kasım, konuşmasının devamında şu vurguyu yaptı: Üç mesele var ki İran onlara göre hareket etmektedir ve bizim de maslahatımızadır ki bu üç mesele temelinde amel edip bunlara bağlı olduğumuzu herkese duyuralım: Birinci mesele, Doğu ve Batı’ya bağımlı olmamaktır; ikincisi, Filistin’in özgürleşmesi için çalışmaktır ve üçüncüsü, İslami vahdettir. Biz, bağımlı olmamayı istiyoruz ve bunun için çaba gösterip ona ulaşmak adına var gücümüzle çalıcağız. İşgal altındaki toprakları özgürleştirmeye ve direnişin projesine inanıyoruz. İslami ve milli birlik için ve hedeflerimizi gerçekleştirene kadar durmadan çalışacağız.
Konuşmasının diğer bir bölümünde, İran ve Arabistan’ın ilişkilerinin gelişmesinden yana olduğunu söyleyen Şeyh Naim Kasım, şöyle dedi: İran-Suudi ilişkilerinin gelişmesini istiyoruz, çünkü tüm bölge ülkeleri ve halklarının çıkarı işbirliği ve uzlaşmaktan geçiyor. İran’ı kendisi için tehdit olarak algılayan herkes, 36 yıl boyunca yaşananları yeniden gözden geçirmesi gerekir, bunu yaptığında, İran’ın sürekli milli, kavmi ve insani meselelerin destekleyicisi olduğunu, hiçbir gün bu bölgede hiçbir milletin aleyhine çalışmadığını ve devamlı olarak halka hizmet etmenin ön safında olduğunu görecektir.
Şeyh Naim Kasım, son olarak şunları belirtti: Bu mesirde zaferin kesin olduğundan kuşkunuz olmasın ve bu zafer, sadece İran için değil belki bölgenin tümü için olacaktır. Bugün bütün bölge, perişan ve karışık bir durumda olup seçenekleri seçme halindedir. İran İslam Cumhuriyeti’yle aynı yönde bir seçeneği taşıyan herkes rahatlıkla yolunu bulacaktır ve Allah’ın izniyle muzaffer olacaktır.
İran İslam İnkılabı’nın zaferi mübarek olsun, bütün mücahidlere ve bu yolda canını feda eden şehidlere selam olsun, keza Peygamberler’in rüyasını gerçekleştiren ve bizleri Hz. Muhammed’in (s.a.a) ve Ehl-i Beyti’nin modeline ve dönemine geri çeviren İmam Humeyni’ye (r.a) selam olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu