GenelMakaleler

Türk savaş uçağı’nın Suriye’ye girmesi Türkiye rejiminin suçluluğunu kanıtlamaktadır

Türkiye komşularıyla sıfır sorun politikasından, herkesle sorun noktasına gelmiştir. Hatırlayalım: Erdoğan ile Esad daha iki yaz önce maaile özel bir yatla Akdeniz tatilindeydiler.

Türkiye’nin Esad’ın devrilmesine yönelik stratejisi de açıkça kriminal bir nitelik kazandı. Önceleri Esad’ın sonunun da diğer Arap ülkelerindeki gibi olacağı sanıldı. Ancak Suriye rejimi dayanıklı çıktı, içeride desteği vardı. Bunun üzerine CIA, Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerle birlikte Suriye yönetimini devirmek üzere oyunlar çevrilmeye başlandı.

Yabancı basının, Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle birlikte, CIA’nın koordinasyonunda, Suriyeli muhaliflere silah ve para sağladığı yönündeki yazdıklarına inanmak gerekir. Çünkü farklı kaynaklar aynı şeye işaret ediyor. Üstelik, Türkiye tarafındaki çadır kampların Suriyeli muhaliflerin eğitim bölgesi haline geldiğine ilişkin fotoğraf ve röportajlar yayımlanıyor.

Böyle bir ortamda bir Türk savaş keşif uçağı Suriye karasularını ihlal ediyor. Her ne kadar Türk tarafı uçağın Suriye karasuları dışında vurulduğunu belirtiyorsa da, olayların şimdiye kadarki akışı göz önüne alındığında bu konuda Suriye’nin açıklamasının doğru olduğunu düşünmek akla ve vicdana daha uygun görünüyor.

Üstelik, bir Türk savaş uçağını vurarak, olayların zaten Türkiye’nin ve muhalif cephenin istediği gibi gelişmesine fırsat vermek bugün için Suriye yönetiminin isteyebileceği en son şeydir.

Suriye dışarıdan her tür desteği aldıkları belli muhalifleri içeride kontrol altına almakla uğraşırken, bir ikinci cephenin açılmasına olanak sunmayı hiç istemez.

Olayların, NATO’nun da içine çekileceği bir seyir kazanması Suriye için felaket olur.

Keşif uçağı Suriye karasularındadır. Vurulma anı deniz kenarındakiler tarafından çıplak gözle izlenmiştir. Yüksekten görüntü almaya yetenekli teknolojiyle donatılmışken, alçak seyir halindedir. İzleyenler ikinci bir uçaktan daha söz etmektedir. İkincinin İsrailli olduğu dile getirilmektedir. Suriye’ye karşı İsrail-Türkiye ittifakı da akla uygundur.

Düşürülen uçağın Suriye için özel bir askeri tehdit amacı olmasa bile, Türkiye’nin şimdiye kadar izlediği düşmanca politika nedeniyle, Suriye’nin olaya aşırı reaksiyoner ve kontrolsuz yaklaşması da son derece olağandır.

Karasularının ihlali, normal ilişkiye sahip herhangi iki ülke arasında değil, savaş rüzgarları esen Türkiye ile Suriye arasında gelişmiştir. “Türkiye’nin komşu ülkenin karasularında ne işi vardı ?” sorusu çok daha büyük anlam kazanmaktadır.

Uçağı kullanan pilotların ve onları komuta eden merkezin niyetlerinden tamamen bağımsız olarak bu olay Suriye yönetimine yönelik tam bir provokasyondur, savaş kışkırtıcılığıdır. Olayın, Suriye’yi istemediği bir alana mahkum etmek amacıyla planlandığı bile söylenebilir.

Türkiye yönetiminin olaydan sonraki “soğukkanlı” yaklaşımının da bu noktada hiçbir önemi yoktur. Çünkü anlaşılan, Türkiye NATO’yu devreye sokmak için bunu bir fırsat olarak kullanacaktır.

Tutumun soğukkanlı olup olmadığının göstergesi de bu olacaktır. Devlet büyüklerinin buz gibi yüz ifadesiyle ve duygusuz cümlelerle konuşmuş olmaları değil, yapılacaklar, barıştan yana soğukkanlılığın derecesini ölçmek için kullanılmalıdır.

Daha şimdiden, hükümet gerçekleri tahrif etmeye başlamış; uluslararası kamuoyuna Suriye yönetiminin gayrimeşruluğunu bikre daha kanıtlamak için bu olayı kullanmış; NATO’nun askeri desteği talep edilmeye başlanmıştır.

Türkiye’nin tek başına Suriye’ye yönelik olarak yapabileceği bir şey yoktur. Bundan sonra yine ortak bir askeri harekatın zemini oluşturulmaya çalışılacaktır.

İlker Belek’in  25/06/2012 tarihli yazısından iktibas edilmiştir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı