GenelSuriye Düşmanları

Suriye halkı: En büyük düşmanımız Deccal Erdoğan’dır

Türkiyeli bir gazeteci yazar; Suriye’de uygulanan terör eylemlerinin sorumluluğunu Receb Tayyib Erdoğan başkanlığındaki Türkiye hükümetine yükleyerek; Erdoğan hükümetinin Suriye’de terör eylemleri işleyen teröristleri desteklediğini ve barındırdığını belirtti.

Suriyede yapılan Halk Meclisi seçimlerini izlemek için Suriyeyi ziyaret eden Türkiyeli Gazeteci ile yapılan röportajını tam bir şekilde takdim ediyoruz:

Suriye’de yaşanan ve 24’ü çocuk 55 kişinin hayatını kaybettiği korkunç katliamda oradaydınız. O günü ve yaşadıklarınızı anlatabilir misiniz?

Seçimlerden sonra Suriye’de bir süre daha kalma planlarım vardı. Perşembe günü oteldeyken bir sarsıntı oldu. Deprem oluyor diye düşündüm. Bilgisayarın ekranı sallandı o derece sarsıntı yaşandı.

Burada da mı depreme yakalandık diye düşündüm. Şunun hatırlatayım bu sarsıntıyı olay bulunduğum otelin 9. katından hissettim ben. Daha sonra aşağı indim. Deprem mi oldu diye sorarken, tercüman geldi ve büyük bir patlamanın olduğunu söyledi. Olay yerine gitmek konusunda ısrar edince bizi patlamanın yaşandığı bölgeye götürdü.

İki bomba patlamış, ard arda. Olay yerine ulaştığımızda gördüğümü tablo korkunçtu. Her yerde insan parçaları, çocuk cesetleri vardı. Tırlar patlamanın etkisiyle ikiye ayrıldı. Bir küçük araç gördüm içindeki bakkaldı sanırım. Araçta bisküviler vardı ve içindeki adam hayatını kaybetmişti.

Korkunçtu ortalık. Gözlerimden yaşlar gelmiş farkında değildim…Yerler insan parçaları. İnsan parçalarına bastığımı anlayamadım. Birileri gelip Arapça bir şeyler söylüyor. Bana “adem”, “adem” denildi. O zaman anladım ne demek istediklerini. İnsan parçaları patlamanın etkisiyle erimiş ve yerlere saçılmıştı.

En büyük ölüm ise okul servisinde meydana geldi. 24 çocuk öldü orada. Sanırım ölen çocuklar istihbaratçıların çocuklarıydı. Çünkü o bölgede istihbarat binasına yakın bir özel okul var. Oraya gidiyorlar diye düşünüyorum.

Olay yerindeki Suriye polislerinden çok büyük bir çaresizlik gözlemledim. İnsanlar ağlıyor ve feryat ediyordu her yerde. Bu sırada yanıma yaşlı bir adam geldi. Elinde sanırım çocukların ders kitaplarından biri vardı. Bana bir şeyler söylüyordu ama anlayamadım. Erdoğan ve deccal lafından başka bir kelimeyi bilmiyordum. Çevirmeni çağırdım. O bana gelen tepkileri çevirdi. “Katil Erdoğan”, “Deccal Erdoğan” gibi sözler söyleniyordu.

Olayda 55 ölü var deniliyor ama 100 ölü olduğunu düşünüyorum. 30 araç saydım. Araçlar erimiş. Bin 100 kg patlayıcı kullanılmış ve yolda 5 metre çukur açılmış. Gerçekten korkunçtu.

Buna karşın saldırıyı Esad yaptırdı demekse saçmalık. İstihbaratının yeri bilinmesin diye fotoğraf dahi çektirmezken oranın önünde saldırı yapmasının anlamı yok. O kadar alçakça bir saldırı yapıldı ki… Şunu da açıkça söylemek istiyorum. Esad hayranı falan değilim. Esad sütten çıkmış ak kaşık değil. Gidecekse kendi iç dinamikleri ile gitsin.

Bu tarz patlamalar Suriye’deki ortama ve havaya dair nasıl bir kanı oluşturuyor?

Suriye’de her an saldırı olabilir. Bu Suriye güvensiz bir ülke anlamına gelmiyor. Bir manyak her yere gidebilir. Hatırlayın, Türkiye’de de Sinagoglara saldırıldı. Bu açık bir terör eylemidir. Ben yapılış biçimden El Kaide olabileceğini düşünüyorum.

Bu tarz patlamalarda oluşan hava böyle peki Suriye’de günlük yaşam nasıl geçiyor? Bu konudaki gözlemleriniz neler?

Seçimlerden örnek vereyim. Şehrin önemli meydanlarından birine gittim. Orada insanlarla konuştum. Lübnan’dan gelen Kürtlerle görüştüm, Suriyelilerle uzun uzun görüştüm. Daha sonra otele çıktım ve El Cezireyi açtım. Televizyonda “seçimler nedeniyle başlayan genel grev Şam’ı vurdu. Meydan asker dolu” deniliyordu. Benim sabahtan beri insanlarla konuştuğum meydanı gösteriyorlardı. Sinirden odamda adeta çıldırdım.

“Şam’ı vurdu diyorlar” oysa biz o seçim akşamı gece 02.00’ye kadar gezdik arkadaşlarımızla. Ortada hiçbir biçimde asker yığınağı görmedik. Parlamentoya gittik taş atsan camını kırarsın o derece güvensiz. Askerlere gidiyorsun “refik” diyorsun hemen eriyor.

Ama El Cezireyi açıyorsun, CNN’i açıyorsun askerler nefes aldırmıyor. Günlük hayatta ise böyle bir şeye rastlamıyorsun.

Seçim akşamından bir örnek daha vereyim. Bir büyük Esad posteri açıldı. Bir avuç insan vardı seçim kutlamalarında. Bu insanların Esad’ı sevmediği anlamına gelmiyor. İnsanlar güvensizlik çıkabileceğinden toplu halde bir araya gelmemeyi tercih etti o gece.

Buna karşın diktatör dediğin adam istese binlerce kişiyi toplayabilirdi. Böyle bir zorlama yapılmadı. Orada genç kızlar ve erkeklerden oluşan küçük bir grup ilginç bir halayları var onu çektiler uzun saatler boyunca. Bunlar önemli Suriye’yi anlamaya çalışırken önemli ölçütler.

Burada şunu eklemenin de çok önemli olduğunu söylemem gerekiyor. Ülke çok mu huzurlu, tabi ki değil.

Bir küçük örnek daha, bir Ermeni Papaz ile konuşma fırsatım oldu. “Bizi kimse rahatsız etmez” dedi. Sizin kapınıza işaret konuluyor mu diye sordum, anlayamadı dahi…

Suriye’de gözlem yaptığınız süreç boyunca, halkın en büyük tepkileri nelerdi?

Suriye için bölgede üç düşman var. Bunlar Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye. Kişi olarak ise en büyük düşmanlık Erdoğan’a karşı. Orada Erdoğan için Deccal deniliyor. İslam da en büyük hakaretlerden biri bu tanımlamadır.

Ancak açık biçimde Türkiye halkı ile Erdoğan’ı ayırıyorlar. Türkiye’yi seviyorlar, Erdoğan’a deccal diyorlar. Enformasyon Bakanları ile konuştum. Mütevazı bir bakanlık binası var. Enformasyon Bakanı eski SANA genel müdürü. Üniversitede medya dersleri veriyor. Diyor ki, “çok yönlü bir medya savaşı yürütülüyor. Ama siyasi savaşın merkezi Türkiye Neden böyle yapıyor bilmiyoruz. ABD planın bir parçası durumundalar. Silahlı grupları destekliyor. Bunları belgeleyip uluslar arası kamuoyuna sunacağız.”

Kısacası Suriye halkı Erdoğan’ı bir numaralı düşman olarak görüyor. Bunu kahvelerde çok sıkça görmeniz mümkün. Nereden geldiniz denilince Erdoğan’a laf başlıyor. Bir tek kişinin Erdoğan için iyi biri dediğini göremedim.

Uluslararası basın Suriye’de, Esad’ın her gün onlarca kişiyi öldürdüğü yazıyor. Birçok yalan haber üretiliyor. Suriye’de görev yapmış bir gazeteci olarak bu konuda neler söylemek istersiniz?

Gazeteci olarak utandım. İnsanlar benden doğruyu yazmamı bekliyor. Ben haberciyim, gazeteciyim. Ben yalancı gazeteci sıfatını sahip değilim. Mesleğimi çok seviyorum ve burada meslektaşlarımdan utanç duydum. (Burada Suriye’ye gittiğim meslektaşlarımı kastetmiyorum) Örneğin CNN’de El Cezire’de “patlama var haberleri” çıktı biz Şam’da bulunurken. Ancak gün boyu Şam’ı gezmemize rağmen biz bir türlü böyle saldırıları göremedik. Yani ortada saldırı yok ama haberler var.

Türkiye’de de basın benzer işlev görüyor. Bugün Vatan gazetesi, katliamda muhalifleri aklarken, Esad’ı suçladı. Benzer şekilde televizyon programlarında yine Esad şiddeti ve emperyalist müdahale çağrısı yer aldı. Bu kapsamda sıklıkla 5. madde çağrısı yapıldı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Böyle bir maddenin varlığını bilen Esad Nato’ya fırsat vermek ister mi? Tam tersine bundan özelikle kaçınır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı